Vay be, bizim Fenerbahçe'den Rennes'e transfer olan Sebastian Szymanski, nam-ı diğer "Polonyalı Okçu", Fransa kariyerine öyle bir başlangıç yaptı ki, sanırsın Hollywood filmi senaryosu yazmışlar! Rennes, Ligue 1'in 19. haftasında Lorient'le bir derbiye çıkmış, maç zaten Lorient'in 3. dakikadaki golüyle 1-0 devam ediyordu. İkinci yarıda hoca dedi ki "Gel bakalım Sebastian, sen bu işi çözersin!" Hadi bakalım, golcüden mi medet umacaksın, yoksa ortasaha sihirbazından mı bilemedik.
Gel gelelim, işler pek de hocanın umduğu gibi gitmedi. Szymanski, Mahdi Camara'nın yerine 77. dakikada oyuna adımını attı. Hani derler ya, "Girdi oyuna, takım kendine geldi..." Evet, takım kendine geldi de, sanırım Lorient'in takımına geldi! Çünkü tam da o esnada, yani 77. dakikada, Lorient'li Pablo Pagis sahneye çıktı ve durumu 2-0 yaptı. Resmen Szymanski "Merhaba!" demeden, Rennes "Hoşçakal maç!" demiş oldu. Adamın kısacık süresi 13 dakika, ama etkisi paha biçilmez; tabii Lorient için!
Şimdi bizim Sebastian'ın Fenerbahçe'de bu sezon 26 maçta 2 gol, 2 asistlik bir karnesi vardı. Fena değil, eh işte. Ama bu Rennes performansı, hele ki ilk maçtan böyle "uğursuz" bir gol yeme durumu, transfer döneminde "Acaba doğru adresi mi bulduk?" diye düşündürür adamı. Rennes taraftarı herhalde, "Hani bu adam Fenerbahçe'den geliyordu, bize ne geldi?" diye hayıflanmıştır.
Neyse, yeni macera, yeni heyecan. Ama Szymanski'nin bu başlangıcı, "Ben geldim, gol geldi" destanı olarak futbol tarihine altın harflerle yazılır gibi duruyor. Hadi bakalım, Fransa ligi zorlu, ama umarız bir sonraki maçta attığı paslar gol olur da, yediği gollerden bahsetmeyiz. Aksi takdirde, Rennes'in kâbusu olmaya devam eder bu "uğurlu" transfer!