Alo millet, kahveden bildiriyorum! Beşiktaş, Trendyol Süper Lig'de Başakşehir'i 2-1 yendi yemesine ama nasıl yendi, orası biraz muamma. Sergen Hoca ikinci maçına çıktı, herkes 'Acaba Sergen'in sihirli değneği nerede?' diye merakla bakarken, sahadan El Bilal Toure'nin ve sonradan oyuna giren Cengiz Ünder'in golleriyle 3 puan çıktı. Maç sonu spor yazarları öyle bir yorum yapmış ki, sanki herkes başka maç izlemiş gibi! Kimine göre 'yılın transferi', kimine göre 'kaza golü'... Yani anlayacağınız, ortalık biraz şenlikli.
Şimdi efendim, yazarların bir kısmı El Bilal Toure'ye 'çok şık bir gol attı, çalışkan çocuk' falan derken, 'özgüveni artsa daha iyi olacak' diye de bir dipnot düşmüşler. Anladık, çocuk iyi hoş da daha tam Sergen moduna girmemiş. Asıl olay, sahaya sonradan girip galibiyet golünü atan Cengiz Ünder! Bir anda herkesin dilinde 'yılın transferi' mi dersin, 'takımın kaderini değiştirdi' mi dersin... Yahu daha ikinci maç, Sergen'in sihirli değneği mi bu Cengiz, yoksa Demir Ege'nin ortasına kafa vurmak mı bu kadar mucize oldu, orası biraz karışık. Güntekin Onay, Sergen'i tanıdıkça Beşiktaş'ın oyunu gelişecek derken, Sinan Vardar da Cengiz'i 15 yaşından beri tanıdığını ve 'bu çocuk uçacak' dediğini belirtmiş. Vay anasını sayın seyirciler, tam bir çocuk yetiştirme programı!
Ama tabii her kahve masasında olduğu gibi, 'iyi ama nasıl kazandık şimdi?' diyenler de var. Cem Dizdar denen hınzır, 'iş kaza golüne kaldı' deyip, Sergen Hoca'nın inşa etmeye çalıştığı oyunun henüz 'izlenir' kıvama gelmediğini fısıldıyor. Bilal Meşe abimiz de haklı olarak 'ofansif oynayın iyi hoş da savunmayı unuttunuz mu beyler?' diye sormadan edememiş. Ömer Üründül bile Rafa Silva ile Abraham'ın fiziklerinin bitik olduğunu söyleyip, Sergen Hoca'ya 'Hadi bakalım, şimdi bunları da toparla' diye pas atmış. Yani anlayacağınız, Beşiktaş 3 puanı aldı almasına ama sahadaki futbolun adı hala 'Mucize mi, Şans mı?' aralığında geziniyor. Ama sonuçta 3 puan 3 puandır, değil mi? Gerisi teferruat!