Aman Allah'ım, müjdeler olsun futbolseverler! Yıllardır evde çayımızı yudumlarken 'Ya arkadaş, şu maçta topun oyunda kaldığı süreyle, futbolcuların yere yatıp yuvarlandığı süre eşitlenmiş resmen' diye isyan ettiğimiz, klavyelerimizin tuşlarını aşındırdığımız zaman çalma belasına karşı IFAB denen güzide kurum, sonunda bir ışık görmüş! Hani geçen sene kalecinin topu elinde 8 saniyeden fazla tutarsa korner olacak dedilerdi de, maç başına yarım korner anca gördük, o da kaleci yanlışlıkla telefonunu düşürdüğünde falan... Eh, olsun o da bir başlangıçtı diyelim, uzatmayalım.
Şimdi gelelim asıl bombaya: IFAB abilerimiz, ablalarımız (ya da artık kimler varsa o kurullarda) önümüzdeki hafta toplanıp bu zaman hırsızlarına karşı yeni "geri sayım" kuralları getirip getiremeyeceklerini tartışacaklarmış. Düşünsenize, taç atışında topu eline alan oyuncu 'Hım, kime atsam acaba? Hayatımın anlamı neydi? Akşam yemeğinde ne var?' diye düşünürken hakem arkadan '10... 9... 8...' diye saymaya başlayacak. Bayağı gerilim filmi gibi. Zaten The Athletic yazmış, 'ortalama bir taç atışı 25 saniye' sürüyormuş. 25 saniye! Ben o sürede kendime yeni bir kariyer planı yaparım yeminle. Hele Brentford'un Liverpool maçındaki taç atışları, biri 34, diğeri 35 saniye sürmüş. Ya ne yapıyorsunuz orada? Kitap mı okuyorsunuz?
Yani anlayacağınız, bu kadar VAR duraklaması, sakatlık tiyatrosu yetmezmiş gibi, bir de top dışarıda dururken saati durdurmayı tartışmak yerine, topun oyuna girmesini hızlandırmak için bir şeyler yapmaya karar vermişler. Bravo IFAB! Bu hızla gidersek, belki bir 10 yıl sonra maçların yarısı değil de, üçte ikisi aktif oyun süresi olur. Ne diyelim, darısı hakemlerin son düdüğü çalmadan oyunu bitiren, 'Bu iş burada bitti' diyen zihniyetlerin başına. Artık maç izlerken kumandayı fırlatma oranımız düşer umarım.