Ee malum, Süper Kupa finali diye çıktık, Fenerbahçe geldi 2-0 sapladı kupayı aldı, bizimkiler de eli boş döndü. Hasan Şaş da oturmuş, 'Ne oluyor arkadaş?' diye dertlenmiş belli ki. Demiş ki 'Ya bu ne hazırlıktı, ne konsantrasyondu?' Haksız da sayılmaz hani, maçı izlerken ben de kahvede sandalyeden düşüyordum sıkıntıdan. Asıl bombası ise 'Bu futbolcular maç seçiyor aga, stadı seçiyor, kendi konfor alanlarına göre alan seçmeye çalışıyorlar' sözleriydi. Ne yani, deplasmana giderken yatak odalarını da mı götüreceklerdi, o derece mi konfor düşkünlüğü bu? Pes yahu!
Ama Hasan Hoca'nın asıl bombası, Okan Buruk'un Uğurcan Çakır'ı yedek bırakma tercihine değinmesiydi. Dedi ki, 'Kalede Uğurcan olsaydı senaryo bambaşka olurdu.' Şimdi düşünsene, takımın en pahalı oyuncularından biri yedek kulübesinde oturuyor, resmen 'Paramız var, harcarız ama oynatmayız' tribi sanki. Hocamız ekledi, 'Guendouzi'nin attığı o şut var ya, bildiğin ön libero şutu, Uğurcan olsa onu çıkarırdı.' Yani bir topu kurtarmak için illa süper kahraman mı olmak lazım, biraz da kaleciden bekler insan, değil mi? Hasan Şaş'a göre, Fenerbahçe ile oynuyorsan kalede Uğurcan olacakmış, bitti! Başka yolu yokmuş, sanki 'kaleci falcısı' gibi konuşmuş mübarek.