Arkadaşlar, hatırlıyor musunuz o geceyi? '12 Dev Adam' denince akla gelen ilk maçlardan biriydi o. Hani o meşhur 'Yunan destanı' dedikleri şey... Destan dediysek, öyle Herkül'lü, Zeus'lu falan sanmayın ha! Bildiğin İstanbul'da, bizim kapı komşumuz Yunanistan'a karşı yazılan, biraz da ağızlarının payının verildiği bir basketbol dersiydi! Adamlar sanki basketbolu Atina'da, Akropolis'in dibinde icat etmiş gibi bir havayla gelmişlerdi, ama bizim çocuklara sökmedi o mitolojik tripler.
Maç boyu bir mücadele, bir asılma, bir ruh... Yunanlılar potaya her baktıklarında herhalde bir Minotaur görüyordu, topu sokmaya çalıştıkça sanki Sisyphos taşı yokuş yukarı taşıyor gibiydiler. Bizimkiler mi? Onlar tam bir orkestra, her top, her ribaund, her sayı bir nota gibiydi. Sahada resmen bir senfoni çaldılar, tabi notaları hep Yunanistan potasına yazılan sayılar oluşturuyordu. Skor tabelası en son 74-67 mi neydi, öyle çok büyük farklar yoktu belki ama ruh farkı dağlar kadardı be kardeşim! Onların o 'biz buraların ağasıyız' tavırları, o gece bir güzel yerle bir oldu.
Öyle bir maçtı ki, sadece bir galibiyet değil, aynı zamanda 'Biz de buralarda varız, hele bir de evimizdeysek kimseye pabuç bırakmayız!' mesajıydı. Yunanistan'ın o basketbol efsanelerine, geçmiş şampiyonluklarına nazire yapar gibi oynadık resmen. O geceden sonra, Yunan kahvelerinde zeytinyağlı dolmaların tadı bile biraz buruklaşmıştır eminim. '12 Dev Adam' o gece sahayı sildi süpürdü, bize de bayram havası yaşattı. Şimdi düşününce bile tüylerim diken diken oluyor, helal olsun bizim çocuklara!