Ya arkadaş, haftanın derbisi dediler, ekran başına kilitlendik. Çayımızı, kahvemizi aldık, gol sevinçleri izlemeye hazırlandık... Ama ne görelim? Arsenal'in ev sahipliğindeki Liverpool maçı, adeta 'sıfır risk, sıfır gol' parolasıyla oynanmış gibiydi! Koca bir 0-0! Sanki iki takım da sahaya çıkmadan önce 'bugünlük skor tabelasını meşgul etmeyelim' diye yemin etmişti. Futbol mu izledik, yoksa 90 dakika süren stratejik bir 'topu rakibe vermeme' dersi mi, çözemedim.
Arsenal bu beraberlikle beş maçlık galibiyet serisini falan bozdu bozmasına ama neyse ki liderlik koltuğunu kimseye kaptırmadı. 49 puanla rahat rahat oturuyorlar zirvede, Manchester City ve Aston Villa'ya altı puan fark atmışlar, 'biz lideriz gardaş' diye piyasa yapıyorlar haklı olarak. Liverpool cephesinde ise durum biraz daha 'trajikomik'. Üst üste üçüncü beraberliklerini aldılar, 35 puanla dördüncülüğe demir attılar. Hani derler ya, 'iyi oynamadın ama puanı kaptın'... Ama kaptın mı sahiden, hele hele bu maçta?
Çünkü sevgili dostlar, gecenin asıl 'yok artık!' dedirten detayı Liverpool'dan geldi. Tamı tamına 600 Premier Lig maçının ardından, evet yanlış duymadınız, ALTI YÜZ MAÇ sonra ilk kez bir maçı kaleye İSABETLİ ŞUT ÇEKEMEDEN tamamladılar! Düşünsenize, Alisson o akşam sahada mıydı, yoksa kenarda film mi izledi kimse anlamadı. Top kaleyi 'uzak akraba' muamelesi mi yaptı, yoksa gol direkleri mi kaçtı o akşam sahayı terk etti? Arsenal de sanki 'aman bize de bulaşmasın bu gol kısır döngüsü' demiş gibi, onlar da pek zorlamadı. Velhasıl kelam, futbol tarihimize 'şut çekmeyi unutan devler' maçı olarak geçti bu müsabaka. Bir daha ki sefere maç yerine satranç falan oynasalar, belki daha heyecanlı olurdu!