Arkadaşlar selamün aleyküm! Yine bir sabah kahvesi muhabbetinde, gazetelerin spor sayfalarına şöyle bir daldık ki, ne görelim? İrfan Can Kahveci yine başrolde! Hani şu imzayı attı, attı, attı, bitirdi dediğimiz çocuk. Meğer 7 Ocak 2026 tarihinde bir kez daha kalemi eline alıyormuş. Vallahi bizim mürekkebimiz kurumadan, adamın imzası eskimeyecek herhalde. Dur bakalım, bu sefer kaç yıllık, hangi şartlarda, yoksa bir 'sürpriz' madde mi var, hep beraber bekleyip göreceğiz. Bizim kahvehane tayfası olarak, 'yok canım, bu kadar da olmaz' demeyi çoktan bıraktık.
E tabii, sadece İrfan Can'la sınırlı değil bu transfer cümbüşü. Hani derler ya, dört büyükler kış uykusuna yatacaklarına, sanki birileri 'en çok kimi transfer edersen o şampiyon olur' diye fısıldamış gibi. Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'dan bir Allah'ın günü transfer haberi eksik olmaz mı arkadaş? Bir gidip gelenler, bir 'yakın takipteyiz'ler, bir 'pazarlıklar sürüyor'lar... Bizim uykumuz kaçıyor bu haberlerden, onların paraları suyunu çekmiyor nedense.
Şu transfer dönemleri yok mu, adeta bir Survivor adası gibi. Herkes birilerini göndermenin, birilerini kapmanın derdinde. Ve bunu bize '1 dakikada göz atın' diye özetlemeye çalışıyorlar, sanki biz lise öğrencisi de hızlı okuma tekniğiyle bütün transfer piyasasını çözeceğiz. Yok öyle yağma! O '1 dakikada' anca bizim çaylar soğur, kim kime gitmiş, kim kime kalmış, onu da ancak üç gün sonraki maçta anlarız. Haydi bakalım, gelsin yeni imzalar, bitmesin transfer dedikoduları, bize de malzeme çıksın!