Sevgili futbolseverler, Samsunspor'un direksiyonundaki Fuat Çapa hocamız, malumunuz transfer yasağı bitince coşmuş, resmen bir 'stratejik planlama uzmanı' edasıyla karşımıza çıkmış. Diyor ki, 'efendim, şartlar oluşursa' (bu 'şartlar oluşursa' yok mu, adamı delirtir) 5-6 tane topçu alacağız. Sanki Samsunspor'un kasasında altınlar fışkırıyor da, tek dertleri doğru topçuyu bulmakmış gibi. Yahu, iki sezonluk transfer yasağından sonra ilk kez planlı bir döneme giriyorlar, sanırsın uzaya roket gönderecekler, öyle bir ciddiyet var ortada.
Hocamız, transferi de öyle sıradan bir iş görmemiş, alt alta üç madde yapmış: uzun vadeli katkı, kısa vadede sportif/ekonomik değer ve bir de ham topçular! Yani hem bugün, hem yarın, hem de gelecek için oynayacak futbolcu arıyorlar; tam bir 'futbol sihirbazı' işi. Geçen yıl üçüncü olan kadroyu büyük ölçüde korumuşlar, sadece Marc Bola ile Youssef Ait Bennasser 'biz kaçar' demiş. Yaş ortalamasını düşürmeye çalışıyorlarmış bir de, sanki kadrodaki herkes torun sevecek yaşa gelmiş gibi. Ama asıl bomba, sakatlıklar meselesi! Hocam diyor ki, 'Aynı anda 6 as oyuncumuz sakattı, 13-14 kişiyle sahaya çıktık ama yine de 14 haftada tek mağlubiyet aldık.' Vay be! Bu ne özgüven! Eğer sakatlar olmasaydı, Samsunspor şu an muhtemelen Şampiyonlar Ligi bileti cebinde, puanları da 25'in çok üstünde olurmuş. Bir de Gaziantep, Fener, Galatasaray maçlarındaki tartışmalı pozisyonlar var tabii, onlar da olmasaydı 'tablo çok daha farklı' olurdu. E tabi hocam, o pozisyonlar olmasaydı belki de Mars'ta futbol oynuyorduk.
Devre arasında kaleye yerli bir eldiven, iki kanat, bir orta saha, bir forvet, bir de savunmacı almayı planlıyorlarmış. Yani klasik 'her yere adam lazım' durumu. Emre Kılınç'ın sakatlığı da planları alt üst etmiş, 12 hafta demek, 'sezonu kapattı' demesek de 'formunu bulunca mevsim biter' demekle aynı kapıya çıkıyor. Gelelim o çok konuşulan Musaba olayına: Çapa hocamız anlatmış ki, adam 'çıkış maddesi koyarsanız gelirim' demiş, bizimkiler de 'tamam' demiş. E iyi de oldu, Fenerbahçe geldi 'biz bunu alırız' dedi, maddesini ödedi, Musaba da tası tarağı toplayıp Fener'e gitti. Mis gibi ticaret, hem topçu oynadı, hem para geldi, şikayet etmek de neyin nesi? En son da klasik 'yerli oyuncu havuzu dar ve bonservisler pahalı' serzenişi... Sanki futbolcular kendilerini bedava verecekmiş gibi. Ne diyelim, Samsunspor'a bu zorlu 'şartlar oluşursa' yolculuğunda başarılar!