Şimdi arkadaşlar, bu ara transfer dönemi geldi, çattı. Herkesin derdi başka, bizim Cimbom'un derdi malum: Orta saha! Yok, öyle sıradan bir orta saha da değil ha, listenin başına direkt Premier Lig'den, Manchester United'dan Manuel Ugarte kardeşimiz yerleşmiş. ManU'nun hali malum, neyi tutsalar ellerinde kalıyor, o yüzden sanırım bir an önce bizimkilere 'Alın bu çocuğu başımdan!' der gibi bir durumdalar. Tabii bizimkiler de bu işi öyle paldır küldür halletmek niyetinde değil, önce bir tartıyor, biçiyor, biçerdöverle topluyorlar adeta.
Eee, Kırmızı Şeytanlar 'Verin 30 milyon euro'yu, bir de zorunlu satın alma opsiyonu koyun, alın götürün' diyor. Sanki bedava patates dağıtıyorlar ya! Ama bizimkiler de boş değil, 'Durun bakalım,' demişler, 'Şampiyonlar Ligi'nde son iki maçı bir oynayalım, kasaya ekstra para girecek mi, yoksa hüsran mı olacak, ona göre bir karar verelim.' Haklılar da yani, o kadar para kolay mı kazanılıyor? Hele ki bir de grup aşamasından sonra elveda dersek, o para direkt cebimizde kalsın, mis gibi! ManU da herhalde 'Bizim bu Ugarte'den umudumuz kalmadı, bari paraya çevirelim' diye düşünüyor. Ne diyeyim, büyük takım sendromu işte...
Bu arada Uruguaylı hemşehrimiz Lucas Torreira da devreye girmiş, 'Bizim Ugarte sağlam çocuktur, alın pişman olmazsınız!' diye kefil olmuş. Vay arkadaş, Torreira top oynamanın yanında menajerlik de yapmaya başladı galiba? Ugarte'nin de kaderi ilginç; geçen sezon PSG'den ManU'ya gitmişti, şimdi de oradan bize mi gelecek? Demek ki her şey Paris'te başlayıp Old Trafford'da bitmiyormuş, bazen İstanbul'a da uzanabiliyormuş yollar... 15 maçta sahne almış bu sezon ManU'da, bakalım o sahne önümüzdeki dönemde RAMS Park'a kayacak mı, kaymayacak mı... Bekleyelim, görelim. Ama 30 milyon Euro'luk bir transfer için Devler Ligi garantisi istemek de, hani biraz pintilik mi desek, yoksa akıllı tüccarlık mı, bilemedim şimdi!