Vay be! Fenerbahçe'den sezon sonuna kadar Girona'ya kiralanan kaleci Dominik Livakovic, İspanya'ya ayak basar basmaz öyle bir açıklama yapmış ki, insan 'Peki Fenerbahçe neydi, bir kabus muydu?' diye sormadan edemiyor. Hırvat eldivenimiz, "La Liga her zaman hayalimdi. Yoğunluk, atmosfer, tutku ve rekabet..." diye sıralamış. Yani anlayacağınız, adamın aklında hep İspanya varmış, Fenerbahçe durağı herhalde otobüsün molası gibi bir şeymiş! Olsun, hayaller peşinden koşmak güzeldir Livakovic, anlıyoruz seni.
Şimdi Livakovic diyor ki, "Hem fiziksel hem de zihinsel olarak kendimi zirvede hissediyorum. Artık daha fazla deneyimim var." E tabii, Fenerbahçe yedek kulübesinde, pardon, kalesinde kazandığı 'dinlenme ve gözlem' deneyimiyle zirveye çıkmış olabilir. Şaka bir yana, adam resmen "Beni izlemeye doyamayacaksınız" mesajı veriyor. Girona'ya katıldığı için de pek bir mutluymuş, kulübün "hırs ve karakter" göstermesinden etkilenmiş. Kulağa hoş geliyor, sanki Fenerbahçe'de hırs ve karakter yoktu da, Girona'da bulmuş gibi! Tövbe tövbe, neyse.
Amacı da takıma "deneyimimi, istikrarımı ve tutkumu" katmakmış. Yani anlayacağınız, Girona'nın yeni 'Abi'si, kale direklerinin yeni 'Filozofu' geliyor. Bakalım La Liga'nın bu "harika mücadelesinde" Livakovic rüyasını ne kadar yaşayacak. İlk maçına da Celta Vigo deplasmanında çıkacakmış. Hadi bakalım, o "hayalim" dediği ligde ne kadar "istikrarlı" performans sergileyecek, hep birlikte göreceğiz. Umarım bu kez rüyadan erken uyanmaz!