Vay be, bizim Trabzonspor'a ne olmuş böyle! Bildiğin Avrupa'nın devleri kapısına dayanmış, ellerinde toplam 64 milyon euroluk çek defteriyle, ama bizim başkan Ertuğrul Doğan Beyefendi dönüp bakmamış bile. Hani 64 milyon euro dediğin, bu devirde üç beş simit parası mı oldu? Ne yani, kasamızda daha büyük hazineler mi var da bu paralara burun kıvırıyoruz? Hoca Fatih Tekke de '60 milyon euro' demişti, demek o da bu parayı komik bulmuş, 'bizim çocuklar paha biçilemez' moduna girmişler.
Şimdi gelelim bu altın çocuklara. Oulai diye bir kardeşimiz var, Lille ve Atalanta kapışmış resmen, bonuslarla birlikte 30 milyon euroyu gözden çıkarmışlar. Ama bizim teknik ekip ne diyor biliyor musunuz? 'Ayol, bu çocuk daha fazla eder!' Allah'ım ya Rabbim, 30 milyon euro az geldi! Bu çocuk acaba Messi'nin kramponlarını mı giyiyor, ne yapıyor da bu kadar değerli? Batagov'a da Benfica ve ismini vermediğimiz, muhtemelen parayı basmaktan çekinen bir İngiliz kulübü 20-22 milyon euro sıkışmış. Yönetim ilk başta 'Yok, sağ olun kalsın' demiş ama teklif biraz daha artarsa belki bir çay ısmarlayabilirler diye düşünüyormuş.
Felipe Augusto'ya gelince, ona da bizim Arap dostlarımızdan 9 ve 9+3 milyon euro gibi cüzi (!) teklifler gelmiş. Yönetim 'bu rakamla ancak kahve ısmarlarız' diyerek herhalde daha yüksek bir kum fırtınası bekliyor. Anlaşılan o ki, Trabzonspor yönetimi bu yaz 'Paramız var, havamız var' modunda takılacak. Umarım bu kadar burnu havada olmak, sezon sonunda kasanın boşaldığını görmemize neden olmaz. Şimdiden söyleyeyim, sonra 'nerede bu 64 milyon euro' diye ağlaşmayın!