Eski aslanımız, Çek gol makinesi Milan Baros, yıllar sonra gelmiş Galatasaray TV'ye, tribünden maç izlemiş falan filan... Ama gelin görün ki, adamın aklında hala 2011-2012 sezonunda Kadıköy'de 2-2 biten o efsane Fenerbahçe derbisinin son saniyelerindeki gol kaçırma pozisyonu var. Düşünsenize, Baros diyor ki, "O pozisyon bazen internette karşıma çıkıyor, hala üzülüyorum gol olmamasına." Yahu Milan'cım, aradan kaç yıl geçmiş, teknoloji çağındayız, hala o top direğin dibinden nasıl dışarı gitti diye düşünüyorsan, senin uyku düzenin bozuktur abi! O gol girseydi, belki heykelini dikecektik ama kısmet değilmiş, napalım. Demek ki kaçırmak da bazen kariyerin en önemli anlarından biri olabiliyormuş, bilemedik!
Ama sadece hüzün yok, zafer de var Baros'un anılarında. Aynı sezon, o unutulmaz Kadıköy zaferi... Adam diyor ki, "Soyunma odasında iki üç saat bekledik, ışıklar kapatılmıştı, sonra çıktık kupayı kaldırdık." Vallahi bizim millet bu hallere çok yabancı değil, gizli saklı zafer kutlamalarına alışkınızdır. Ama Kadıköy'de, Fenerbahçe'nin stadında ışıklar kapalı kupayı kaldırmak... Bu tam da "gıcıklık olsun diye yaparız" kıvamında bir kutlama olmuş. Baros da eklemiş: "Biraz garipti ama Fenerbahçe'nin stadı olduğu için keyif aldık." Ah be Milan, o anları kaçırmış olsam da, sadece senin yüzündeki o 'gıcık' gülümsemeyi hayal edebiliyorum, bizim de keyfimizden dört köşe olmuştur!
Baros'un forma aşkı da cabası: "Kalbinde Galatasaray arması varsa seversin." Eyvallah kral, zaten sevmeyen niye giysin o formayı? Hele ki o turuncu forma! Bak şimdi içime bir anlık "keşke ben de giyseydim" aşkı düştü. 5.5 milyon Euro'ya geldi, 4.5 sezon top koşturdu, 116 maçta 61 gol, 16 asist... Bu istatistikler, o kaçan gole rağmen Milan Baros'un ne kadar sağlam bir santrafor olduğunu gösteriyor. Demek ki neymiş, bazen kaçırdığın bir gol, kazandığın kupalardan bile daha çok akılda kalabiliyormuş. Futbolun cilvesi diyelim mi?