Galatasaray'da teknik direktör Okan Buruk, bu aralar herhalde uykularında bile 'Golcü!' diye sayıklıyordur. Bir yanda milli görevde kahramanlık destanları yazarken (ya da en azından öyle sanırken) kendini sakatlayan Victor Osimhen, diğer yanda sakatlıktan dönen ama 'Ben yüzde yüzüm' demesi beklenen, sanki yeni akü takılacakmış gibi temkinli yaklaşılan Icardi... Resmen iki ucu keskin bir bıçak durumu, hani 'Al birini vur ötekine' desek, ne yazık ki ikisi de sahalarda tam değil!
Yetmezmiş gibi, Barış Alper Yılmaz cephesinde de bir transfer krizi yaşanıyormuş. Hani insan şaşırıyor, futbolcu mu top oynamalı yoksa menajerler mi transfer krizleriyle kafasını karıştırmalı? Okan Hoca, Barış Alper'in morali bozuksa onu da yedek soyunduracakmış. E doğal olarak, bu kadar 'problem çözücü' oyuncu havuzunda geriye tek bir isim kalıyor: Rolland Sallai! Hani sanki uzaydan gelmiş, 'Ben varım!' diye uzayan listelerin en sonunda yer alan son umut misali...
Sallai, bu sezon 4 maçta 2 asistle fena değil aslında, hakkını yemeyelim. Ama sanki Okan Hoca'nın elinde başka kimse kalmayınca, 'Mecburiyetten oynatıyorum ama yine de iyi çocuk' kıvamında bir durum var. Eyüpspor deplasmanına bu kadar ince hesaplarla gidilmesi, Galatasaray'ın sıradan bir lig maçını bile nasıl bir 'hayatta kalma mücadelesi'ne çevirdiğini gösteriyor. Hadi bakalım, Sallai gol atarsa 'Okan Hoca'nın dahiyane planı' olur, atamazsa 'Ah bu sakatlıklar, ah bu transfer krizleri!' diye hayıflanırız yine.