Abicim ne oldu bu milli takıma anlamadım gitti. Hani geçen Gürcistan'ı hoplatmıştık da "Oh be, başladık Dünya Kupası Elemeleri'ne!" demiştik ya... İşte o "oh be" bir anda "aha gitti"ye döndü. İspanya deplasmanı dedik, zor olur dedik ama 6-0 ne ya? Altı tane gol yedik, sanki maç değil, toplama işlemi yapılmış gibi. Resmen İspanyollar bize ligde küme düşme potasındaki takıma davrandığı gibi davrandı, valla darlandım.
Hal böyle olunca bizim Nihat Kahveci de Kontraspor'da ekranın karşısında adeta kendini yerden yere vurdu. "Benim bir lafım vardır, hep söylerim" dedi, "yenilmek var, yenilmek var." Tabii ki Nihat, hepimiz biliyoruz ama bu seferki yenilgi "ben buradayım" diye bağırmış resmen. Adam resmen "utanç verici" diye diye dilinde tüy bitti, haklı da. Yani 6-0 yenilgiye "eh normaldir" diyecek halimiz yoktu zaten, hele ki Gürcistan maçındaki havamızdan sonra.
Bir de "Biz son çeyrek finalistiz!" diye kükremiş ki, içimden "Nihat abi, haklısın da... acaba bu çeyrek finalistlik bu maçta ne işe yaradı?" diye sordum. Kupayı alan takımla çeyrek finalist arasında 15 tane net pozisyon olur muymuş? Vallahi Nihat abi, oluyormuş işte! Hem de nasıl oluyormuş... "62'de durdular ya, 10 dakikada gol yer mi çeyrek finale kalan takım?" diyor. Yer Nihat abi, bal gibi yer. Hele ki o 10 dakikada İspanya'nın karşısındaysan... Resmen "Bizimkiler maça mı çıkmış, pikniğe mi gitmiş belli değil" der gibiydi Nihat. Haklısın be Nihat abi, bize de ayıp oldu yani!