Abi bu ne ya, zaman su gibi akıp gidiyor! Daha dün gibi 'İnan edin' diye televizyonlarda esip gürleyen Mustafa Cengiz başkanımızı, vefatının dördüncü yılında anmışlar Ulus Mezarlığı'nda. Hani derler ya, vefa sadece bir semt adı değildir diye, işte tam da o ruhla toplanmışlar. Dursun Özbek'inden tutun, eski yöneticilere, ailesinden sevenlerine kadar kim varsa Galatasaray camiasından, Cengiz'in kabri başında hazır ve nazır. Belli ki başkan koltuğunda otururken pek sevilmiş, vefatından sonra da unutulmamış. İyi ki de öyle!
Dursun Başkan da mikrofonu eline almış, 'Yaşına rağmen, hastalığına rağmen Galatasaray'a hizmet etmekten geri durmadı, iyi bir Galatasaraylıydı' diye döktürmüş. Şimdi Allah için doğru demiş Dursun Başkan, Mustafa Cengiz harbiden öyle bir dönemde direksiyona geçti ki, adam resmen hastalığıyla, yaşıyla falan değil, Galatasaray'ın sorunlarıyla boğuştu. Bizim gibiler daha yerinden kalkmaya üşenirken, o son nefesine kadar mücadele etti, helal olsun. Gerçi 'iyi bir Galatasaraylıydı' demesine de kimse itiraz etmezdi herhalde, şimdi orada 'ortalamanın üstünde bir Galatasaraylıydı' diyecek hali yoktu ya?
Merhum başkanın oğlu Sarper Cengiz de babasının o 'Son nefesime kadar görevime devam edeceğim' sözünü hatırlatıp, babasının cesaretinden, beyefendiliğinden, hatta o meşhur Fetih Suresi okuduğu anından bahsetmiş. Şimdi kabul edelim, öyle bir sahne kolay kolay unutulmaz. Adam hem başkanlık yapıyor hem memleket meselelerine dokunuyor, hem de 'İnan edin' diyerek herkesi bir kenara çekip, sanki sırrı paylaşıyormuş gibi konuşuyordu. İşte o karakteriyle, sadece Galatasaraylıların değil, futbola gönül veren herkesin kalbinde farklı bir yer edinmiş. Mekanı cennet olsun diyelim, biz de ara sıra 'İnan edin' diye gaza geliriz belki onun anısına!