Arkadaşlar, hani şu Avrupa maceralarımız varya, bazen dramaya dönüyor işte. Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi'nde Ferencvaros'u ağırladı, hani şu 'işi burada bitiririz, garanti üç puan' dediğimiz maçlardan... Ama ne yazık ki 1-1'lik beraberlikle 'iyi kötü puanımızı aldık' moduna bağladık. Gol yemeyip atamayınca, işte böyle oluyor, ne yapacaksın. Rakibin adını zor telaffuz ettiğimiz maçlar hep böyledir zaten, bir uğursuzluk var.
Bu kargaşada gönüllere su serpen tek şey, gencecik Yiğit Efe Demir'in ilk kez çimlere basmasıydı. Çocukcağız öyle bir sevinçli ki, sanki sadece maça çıkmakla kupayı kaldırmış gibi. Hocanın güvenine sığınmış, 'bana güvendi, boşa çıkarmadım' diyor. E tabii aslanım, hoca sana güvenmese niye oynatsın? Futbolcu değil, sanki okul tiyatrosuna seçilmiş, gurur duymakta haklı ama biz de sahada neler yaptığını merak ettik. Neyse ki gençleri görmek her zaman güzel.
Derken, sahanın bir başka 'yıldızı', Anderson Talisca, kameraların karşısına geçmiş. 'Zor maçtı, pozisyonları değerlendiremedik' diyor. Vay anasını sayın seyirciler, Ferencvaros'la 1-1 berabere kalmak 'zor' muymuş? Biz de kolay sanıyorduk, neyse ki Talisca aydınlattı bizi! Kendi golüne ve performansına da pek bir sevinmiş, e tabi haklı, kim kendi golüne sevinmez ki? Sonra bir baktık, pazartesi maçını işaret ediyor, 'tek hedef kazanmak, ligde zirveye çıkmak' diye... Ferencvaros'la berabere kalıp bu kadar iddialı konuşmak da ayrı bir yetenek Talisca'da. Hadi inşallah diyelim, zira bu futbol aleminde 1-1'den sonra 'zirve' demek, bazen kahvede bol köpüklü kahve eşliğinde yapılan sohbetlere benziyor.