Şimdi efendim, Galatasaray o Belçika'dan gelen, adı da pek akılda kalmayan Union Saint Gilloise'a karşı ne hikmetse 1-0 kaybetmiş, tam bir "kaybetmememiz gereken maç" klasiği yaşanmış. Hani galip gelseler şampiyonluk turu atacaktık sanki, o kadar hayatiydi! Bu "yıkım"ın ardından, bizim tecrübeli İlkay Gündoğan durur mu, yapıştırdı sosyal medyadan mesajı. Muhtemelen o da "Biz bu topu nasıl içeri sokamadık yahu?" diye ekran başında kaşlarını çatmıştır.
İlkay, "Üzgünüz, evet, daha iyisini yapmalıyız" diyerek adeta bir devlet büyüğü edasıyla durumu kabullenip, hemen ardından vitesi 5'e atıp konuyu Pazartesi'deki Fenerbahçe derbisine bağladı. "Tüm konsantrasyonumuz derbide, haydi bunu birlikte başaralım!" Kardeşim, neyi başaracağız? Maçı mı unutmayı, derbiyi mi kazanmayı, yoksa ikisini birden mi? İlkay ağabeyden adeta bir "geçmişi bırak, geleceğe bak" motivasyon dersi geldi. Hızlı bir gündem değişikliği, tam da bize göre!
Bu arada, sezon başından beri 9 maçta 2 gol, 1 asistle "takımına katkı" sağlayan 35'lik İlkay'ın, böyle kritik anlarda çıkıp takımı toparlamaya çalışması takdire şayan. Eh, sözleşmesi de 2027'ye kadar uzanıyor, yani daha çok böyle "moral bozukluğu giderme" operasyonlarında kendisini başrolde göreceğiz gibi duruyor. Bakalım Pazartesi akşamı, bu "derbiye odaklanma" stratejisi bize ne gibi meyveler getirecek? Merakla bekliyoruz!