Vay be! Şampiyonlar Ligi'nde Union SG'yi ağırlayan Galatasaray, o meşhur '3 maçlık galibiyet serisi'ni bir çırpıda çöpe atmış. 1-0 mağlup oldular, hem de kendi evlerinde! E haliyle 9 puanda kaldılar, moraller falan da darmadağın. Maç sonrası mikrofona koşan sevgili hocamız Okan Buruk da, bu 'Şanssızlıklar Geçidi'ne dair enfes yorumlarda bulunmuş, sağ olsun.
Hoca hemen 'Her şeyi hakeme bağlamayalım ama...' diye nazikçe giriş yapmış, sonra bombayı patlatmış: 'Yedek kulübemiz yeterli değildi!' Anlaşılan, saha kenarındaki koltuklar biraz boş kalmış ya da oturanlar yeterince elektrik verememiş. 'Jakobs sakatlandı, hücumda kreatif işler yapamadık,' demiş. Allah Allah, o devasa bütçelerle kurulan takımda 'kreatif iş' yapacak kimse kalmadı mıydı o gün? Bir de o hakem var ya, İspanya'dan gelmiş... Hani şu kendi liginde bile hakem rezaletleri konuşulan ülke. Bizim maçta da adama ikinci sarıdan kırmızıyı göstermeyip, tam atak yaparken oyunu durdurmuş. Tabii Okan Hoca da haklı olarak 'İlk golü biz atsaydık, takır takır kazanırdık,' diye hayıflanmış. Kim bilir, belki de...
Ama konunun zirvesi, kesinlikle Eren Elmalı mevzusu! Hoca diyor ki, 'Eren'in cezası Türk futbolu için üzücü.' Vay canına, biz de sandık ki Türk futbolunun tüm geleceği bu maça bağlanmıştı. Meğerse Eren kardeşimiz, tam 4 yıl 8 ay önce, yani milattan önce falan kalma bir bahisten dolayı cezalıymış. Okan Buruk, 'Çok eskiden yaptığı küçük bir hata için zamanlaması çok kötü oldu,' diyerek tam bir ebeveyn edasıyla sitem etmiş. Haklı tabii, insan tam Şampiyonlar Ligi maçı öncesi 4 yıl önceki 'küçük hatanın' patlamasını ister mi? Avrupa kupalarında yarışan bir takım için üzücüymüş, evet... Hele o 'küçük hata' tabiri yok mu, insanı gülme krizine sokar!