Ey ahali, toplanın! Gündemimiz yine Şampiyonlar Ligi, ama bu kez yüzler biraz asık. Bizim Aslanlar, Devler Ligi'nde evinde, hem de Rams Park'ta, adı sanı pek duyulmadık Union SG'ye 1-0 mağlup olmuş. Kim bu Union SG Allah aşkına? Sanki bir mahalle takımına kaybetmişiz gibi, ne bileyim… Üç maçtır süren o güzelim puan serisi de tıp diye kesilmiş oldu. Nazarlık diyelim bari, ne diyelim? Yoksa evde Union SG'ye mağlup olmak, birazcık "Biz ne yapıyoruz?" sorusunu akıllara getiriyor, hani o kahvede çay içerken sorduğumuz türden.
Maçın hikayesi de ayrı bir komedi aslında. İlk yarı golsüz geçmiş, hani o klasik 'rakibi tartma' evresi. İkinci yarı başladı, bizimkiler herhalde hala tartıyordu ki, Union SG'den Promise David diye bir arkadaş çıkageldi, 'promise' (söz) dediği gibi de golü yapıştırdı 57. dakikada. Adı üstünde, sözünü tuttu çocuk! Bizimkiler de 'söz' kelimesini duyunca şaşırmış herhalde, kalan dakikalarda bir türlü o sözü geri alamadı, yani gol atamadı. Ne diyelim, belki de David'in vaadi daha güçlüydü bizimkilerin vaatlerinden. Ne vaadi mi? Gol vaadi tabii ki!
Bu tatsız mağlubiyetle sarı-kırmızılılar, Şampiyonlar Ligi'nin 5. haftasını 9 puanla tamamlamış oldu. Bu arada, genel puan tablosunda 9. sırada kendilerine yer bulmuşlar, 9 puanla 9. sıra, tam da bir tekerleme gibi. Lig etabında ikinci yenilgisini alan takımımızın kalan maçlarına bakıyorsun; aman Tanrım! Monaco, Atletico Madrid ve Manchester City! Haydaaa! Bu liste ne böyle? Sanki Şampiyonlar Ligi değil, Survivor final parkuru! Hadi bakalım Cimbom, bu maçlardan sonra ya 'Devler Ligi'nde destan yazdılar' diyeceğiz ya da 'Vay anasını, ne çileymiş bu' diye kahve köşelerinde iç çekeceğiz.