Yine aynı film, yine aynı sahne... Beşiktaş, Samsunspor karşısında öne geçtiği maçı yine 1-1 berabere bitirmiş. Bu kaçıncı kez yaşanıyor Allah aşkına? Sanki Kartal, golü atınca sahada bir 'Tamamdır, maç bitti, biz çay molasına!' moduna giriyor, sonra bir bakıyorsun, aaa, rakip gol atmış bile! Spor yazarları da bu 'deja vu' durumuna isyan bayrağını çekmiş durumda; 'Kazanmayı bilmiyor!', 'Her maç aynı felaket senaryosu!' diye feryat ediyorlar.
Golü atana kadar göbeği çatlayan siyah-beyazlılar, golü bulur bulmaz vitesi beşe değil, direkt boşa alıyor adeta. Uğur Meleke bile Sergen Yalçın'a soruyor, 'Beşiktaş neden skoru her bulduğunda bu kadar geriye çekiliyor?' E Sergen Hoca, bu takımı sen mi çalıştırıyorsun, yoksa uzaktan kumandayla mı idare ediyorlar, biz de merak ettik doğrusu! Ha, bir de şu 'Tammy Abraham' olayı var ki evlere şenlik. Attila Gökçe abimiz diyor ki, 70 dakikada 24 kez topla buluşup 1 şut çekmiş, 10 da top kaybı yapmış. Gol beklentisi de yüzde 0.04 değil, düpedüz sıfırmış. Yani bildiğin, 'ben buraya top oynamaya değil, maçı izlemeye geldim' performansı sergilemiş. Resmen takım 10 kişi oynamış desek yeridir, üstelik 10. kişi de kendi kalesine gol atma potansiyeli taşıyormuş gibi.
Fatih Doğan da durumu özetlemiş: 'Çıkmazdasınız, farkında değilsiniz!' Milli araları tek idmanla, hazırlık maçı yapmadan geçirip sonra bireysel hatalardan dem vurmak... E ne ekersen onu biçersin derler değil mi? Bir de Tunç Kayacı'nın bahsettiği 'Cengiz' vakası var ki, yuh dedirten cinsten: Hem penaltıdan gol atıyorsun, hem de hatalı geri pasla rakibe gol attırıyorsun. Sanki sahada 'ben hem atarım hem attırırım' mottosuyla gezen bir süper kahraman var ama biraz 'karışık' çalışıyor. Samsunspor'un planlı programlı oyunu karşısında Beşiktaş'ın sadece iyi niyetle çabalaması da yetmiyor belli ki. Ersin ve Paulista olmasa, dün İstanbul'dan puanla bile ayrılamayacaklarmış.
Cem Dizdar da haklı olarak, 'Soruna susup sonuca sinirlenmek' diyor. Yıllardır aynı filmi izleyen taraftar, artık çözümlere odaklanmak yerine, 'Yönetim istifa' diye bağırmakla yetiniyor. İyi niyet var, mücadele var ama bir noktada 'yeter' demek lazım. Bu gidişle Sergen Yalçın'ın işi hakikaten çok zor. Takımı bu çıkmazdan nasıl çıkaracak, hep birlikte göreceğiz. Belki de bir sonraki milli arada, tek idman yerine iki idman yaparlar, kim bilir!