Hocam, duydunuz mu, Hasan Şaş bildiğin aşk acısı çekmiş! Resmen bir ayrılık mektubu okur gibi, 'üzülerek söylüyorum Galatasaray'la ilişkisi bitti' demiş. Sanki sevgilisinden ayrılmış da, biz de kahvehanede teselli ediyoruz kendisini. Hani derler ya, 'ben bitirmek istemezdim ama o bitirdi' falan, tam o hesap! Üstüne üstlük, 'devam etsin isterdim' diyerek de aslında gönlünün hala Aslan'da olduğunu ama şartların buna el vermediğini açıkça belirtmiş. Vay arkadaş, profesyonel futbolda bile böyle gönül işleri dönüyor demek ki!
Şimdi bakın, Hasan Şaş'tan bahsediyoruz, saha kenarında ateşle barut gibi olan, tribünleri ayağa kaldıran, Galatasaray ruhunu iliklerine kadar yaşayan bir isim. Böyle bir figürün kulüple 'profesyonel ilişkisinin' sona ermesi kolay iş değil. Düşünsenize, kaç yılını vermiş, kupalar kaldırmış, efsane olmuş bir adamdan bahsediyoruz. Anlaşılan o ki, gönül bağları baki kalsa da, maaş defteri ve görev tanımı devreye girince işler değişiyor. Artık bu ilişki sadece platonik bir boyutta devam edecek gibi duruyor. Biz de onun o hırçın ama bir o kadar da içten saha kenarı hallerini özleriz şimdi, ne diyelim, canı sağ olsun.
Bu durum bize gösteriyor ki, futbolda vefasızlık sadece topçuların kulüpten ayrılmasına özgü değil, bazen kulübün kendi evlatlarına karşı da olabiliyor. Hasan Şaş gibi bir ismin 'devam etsin isterdim' demesi, aslında kulüp yönetiminden beklediği bir teklifin veya pozisyonun gelmediğinin de ince bir sitemi bence. Ne diyelim, gönül ferman dinlemiyor ama kariyer de beklemeye gelmiyor. Bakalım bu 'tek taraflı biten' ilişki, ileride tatlı bir 'barışma' hikayesine döner mi? Futbol bu, kapıyı kapatırsın, sonra bir bakmışsın bacadan girmişsin!