Ah be abicim, bu Galatasaraylılar da bizi kalp krizinden götürecek yeminle! Trendyol Süper Lig'in 13. haftasında Gençlerbirliği'ni konuk ettiler, skor 3-2 ama maç resmen 'Gel de çatlama' filmi gibiydi. Okan Buruk Hoca, herhalde 'şapkadan tavşan çıkarayım' dedi, Icardi gibi gol makinesini yedek oturtup Barış Alper'i santrfora yazdı. Sanki Icardi 'izinliyim' diye tweet atmış da hoca görmemiş. Neyse, bu 'ya tutarsa' deneyi tabi ilk yarıda duvara tosladı. Gençlerbirliği geldi duran toptan attı, bizimkiler de topu direğe çarpa çarpa 18 şutla rekor kırdı ama nafile. Üstüne bir de Lemina ile Singo sakatlanıp çıkınca, kulübeden Yusuf Demir girdi ki, adamı sahaya değil de 'topla ilk defa tanışma etkinliğine' yollamışlar sanki. Yani anlayacağın, ilk yarı tam bir 'kabustan uyanma' seansıydı.
İkinci yarıya girerken Okan Hoca'nın 'Ben ne yaptım?' diye düşündüğünü görmüş gibiyim. Yusuf Demir'i hemen dışarı alıp İlkay'ı soktu, Icardi de zaten ilk yarıdan girmişti. İşte o anda maçın gidişatı 'şalter indiren elektrikçi' misali değişti. Icardi, 'siz bensiz gol atmayı mı sanıyordunuz?' dercesine eşitliği sağladı. Ardından Barış Alper, santrforda yapamadığını sol kanatta yapıp golünü attı, 'işte gerçek yerim burası' dedi resmen. Rakip 10 kişi kaldı, İlkay da 'City'den geldim, biraz da ben şov yapayım' diyerek golünü salladı. Bir anda 21 dakikada 3 gol! Hani 250 dakikadır tek gol atamayan takım vardı ya, sanki o değillerdi. Gençlerbirliği Volkan Demirel'le iyi çalışmış, 10 kişi kalmalarına rağmen pes etmediler, bir gol daha attılar, Galatasaray taraftarının tansiyonunu hepten yükselttiler.
Neyse ki maç bitti de derin bir nefes aldık ama sorunlar bitmedi. Hem de öyle sorunlar ki, derbi öncesi 'Alın size hediye' der gibi Sallai'nin kırmızı kart görmesi cabası. E bir de Lemina'nın, Singo'nun sakatlık durumu var, Şampiyonlar Ligi maçı kapıda. Anlayacağın, Galatasaray bu sezon her maçı bir 'Survivor adası' mücadelesine çevirdi. Rahat bir galibiyet görmek hayal oldu. Ama tüm bu kaosun içinde Icardi'nin, İlkay'ın, Barış Alper'in (özellikle sol kanatta) ne kadar kritik olduğunu bir kez daha anladık. Ha bu arada, Kazımcan'ı da unutmayalım, çocuk sessiz sedasız işini yaptı. Yani kısacası, üç puan cepte ama bu takımın bir acil durum doktoruna, bir de 'hadi canım, bu kadar da olmaz' demeyen bir kahin ihtiyacı var. Yoksa kalpten gideceğiz, vallahi billahi!