Fenerbahçe cephesinden gelen son haberler, "FLAŞ!" diye başlayan başlıkların aslında ne kadar da "Eh, ne yapalım şimdi?" kıvamında olduğunu bir kez daha gösterdi canım kardeşim. Başkan Ali Koç çıkmış, kongre üyelerinin karşısına, "Teknik direktör kararı" diye beklenti yaratan bir durumun aslında hala bir "aramızda kalsın, zorlanıyoruz" mevzusu olduğunu açıklamış. Yaşanan en büyük dram, bir numaralı alternatif denilen Spalletti'nin ailesinin devreye girmesiyle yaşanmış. Adam gelmeye "evet" diyecekmiş de, sonra ailesi "Baba otur evinde, bir yıl da kafa dinle, uğraşma o stresle" demiş herhalde. Resmen büyük bir tehlikeden dönmüş, Allah kurtarmış adamı!
Peki, yabancı defteri kapanmış mı? Nerdee! Şu an 3-4 yabancıyla görüşmeler devam ediyormuş. Ama başkan bir de İsmail Kartal ismini ortaya atmış ki, orada biraz duralım. "Yerli olacaksa bence hakkıdır, İsmail Kartal olmalıdır" demiş. Yani, sanki böyle 'yedek kulübesi'nde duran, 'mecbur kalırsak' şıkkı gibi bir tonda. Ki camianın da bu konuda ikiye bölündüğünü itiraf etmiş Koç; "İsmail Kartal olsun diyen de var, olmasın diyen de." E tabi, herhalde bu tarihin en kuvvetli denilen (kağıt üzerinde!) ve muhtemelen 8-9 yabancıyla oynayacak kadrosunu yönetecek kişinin, o yabancı yıldızların dilinden anlaması, Avrupa tecrübesi olması gibi "ufak" detaylar da var, doğruya doğru.
Başkan'ın anlattıklarına bakılırsa Fenerbahçe camiası resmen bir gurme restoran menüsü gibi; "Alman ekolü istiyorum", "Portekizli olmasın lütfen", "Yerli mi, yabancı mı?" derken işler iyice karışmış. Ali Koç da "İşimiz kolay değil" diye sitem etmiş. Haklı olarak, hem taraftar memnuniyeti hem de başarı beklentisi arasında denge bulmak, hele ki bu Fenerbahçe'de, atomu parçalamaktan zor. Ama neyse ki bu karmaşık bilmeceyi çözmeleri için kendilerine 1-2 gün vermişler. Yani, herhalde 48 saat içinde ya bir yabancı ismin ailesi bir kez daha "evet" der ya da İsmail Hoca'nın telefonu çalar, belli olmaz. Bekleyip göreceğiz bu komedinin son perdesini!