Yine bildiğimiz Süper Lig haftalarından biri, bol gollü, bol sürprizli... Ama 13. hafta Galatasaray-Gençlerbirliği maçında öyle bir olay oldu ki, 'Ya arkadaş, bu kadar da olmaz!' dedirtti. Hani bizde derler ya, 'Futbol sadece futbol değildir,' diye. İşte bu hadise tam da o cümlenin altını çizdi. Hem de öyle böyle değil, keçeli kalemle, üç kere falan.
Efendim, maçın 32. dakikasında Gençlerbirliği'nden Oğulcan Ülgün ve Thalisson kardeşler kendini yere bırakınca, Gençlerbirliği'li oyuncular da topu 'Centilmenlik ruhu, fair-play falan' diyerek taca yolladı. Buraya kadar her şey normal, dünya standartlarında. Ama gel gör ki, sakatlık molası bitti, topu kimseye kaptırmayan Galatasaraylı futbolcular 'Ne centilmenliği abiciğim, top bizde kalır!' diyerek Gençlerbirliği'ne geri vermedi. Al işte! O an sanki sahada çocukluğumuzun mahalle maçları yeniden canlandı. 'Top benim!' diyene 'Hayır, benim!' diyenler çoğaldı bir anda.
Tabii böyle bir durumda, yılların efsane kalecisi, şimdilerin teknik direktörü Volkan Demirel abimiz durur mu? 'Ben bu topu geri vermeyeni alırım oynağa!' dercesine, sinirden köpürerek soluğu Okan Buruk'un yanında aldı. Hani o Volkan Demirel ki, sahada futbolcuları bile hizaya çekerdi. Ama karşısında da Süper Lig'in en sakinlerinden görünen ama lafını esirgemeyen Okan Buruk var. O da el işaretleriyle 'Ne oluyor birader, asıl sen mi konuşuyorsun?' dercesine karşılık verince, saha kenarı resmen düello alanına döndü. Bereket versin, dördüncü hakem olaya el koyup bu iki 'ağabeyimizi' ayırdı da, maçın skorundan çok bu 'top verme' tartışmasını konuşmadık.