Evet beyler, milli ara kabusu bitti, takımlarımız dağıldı toplandı derken, Aslan da Süper Lig'in 13. haftasında Rams Park'ta Gençlerbirliği'ni ağırlıyor. Malum, böyle aralar teknik direktörlerin kâbusudur. Okan Buruk da çıkmış beIN SPORTS'a, 'Aman Allah'ım, kadromuz eksik ama yine de şükür, Allah'tan yedek kulübemiz var!' tadında dert yanmış. Hani sanki yedek kulübesi de olmasa, iki kale bir top koyup mahalle maçı yapacaklarmış gibi bir edayla. Tabii eksikler var ama ‘iyi bir 11’ çıkaracaklarmış, canım. Zaten kötü bir 11'le sahaya çıkıyoruz diyen bir hoca duyan var mı hiç?
Milli ara dediğin zaten başlı başına bir muamma. Hoca da haklı olarak, 'Bizimkiler diğer ülkelerde ne yiyor, ne içiyor, nerede koşuyor, sakatlanma olimpiyatlarına mı katılıyor, haberimiz yok!' tadında sitem etmiş. Osimhen'in durumu malum, onu geçelim. Ama Jakobs'un sakatlığı 'sürpriz' olmuş. Yani futbolcu milli takıma gidince 'Ne işi var orada?' diye düşündürüyor insana. Bir de Eren'le Metehan varmış ki, onların durumu 'hiç beklenmedik'miş. Herhalde antrenman yerine uzaya gidip gelmişler, ondan sonraki kas ağrısıdır belki, kim bilir? Neyse, Gençlerbirliği de bu eksik kadroyu görünce bir motive olmuştur, 'Belki bir çorba parası çıkarırız' diye düşünmüşlerdir şimdi. Rakibin de bu durumdan 'beklediği senaryoyu' çıkaracağını söylemiş Okan Hoca, ne de olsa futbol bu, her maçta bir tiyatro var.
İyi haberler de var tabii. İlkay 'bu hafta antrenmanları tamamlamış', demek ki sağ salim dönmüş. Bir 30-40 dakika oynayacakmış, artık maçın skoruna göre devre arasına doğru mu girer, son 10 dakika mı, o da hocanın takdiri. Icardi'ye gelince, o da milli arada 'ailevi nedenlerden' dolayı burada olamamış. E tabii, herkesin bir ailesi var, futbolcuların da var. Kim bilir ne kadar önemli bir aile toplantısıydı, biz cahil kalıyoruz. Ama ne olursa olsun, Okan Hoca en sonda vurdu masaya: 'Biz yine kazanırız, kadromuz iyi!' Yani demem o ki, sakatlıklar, ailevi durumlar, milli takım gizemleri falan hikaye, Aslan yine bir şekilde yoluna devam edecekmiş. Hadi bakalım!