Arkadaşlar, şimdi bizim Okan Hoca (yani bildiğimiz Okan Buruk) nihayet lütfetti de Mourinho'nun Fenerbahçe'den gidişine dair iki kelam etti. Hani sanki herkes bekliyordu da bir tek onun yorumu eksikti. Dedi ki, 'Ayrılığı sürpriz olmadı.' Vay be, kimse beklemiyordu zaten, değil mi? Özellikle de Portekiz'deki maç öncesi o "ben aslında ayrılmak istiyorum" kıvamındaki açıklamalarından sonra. Vallahi ben bile maçkolikte görmüş gibiydim, 'Bu adam bavulu hazırlamış' diye. Okan Hoca da haklı, 'O açıklamaları görmeden ayrılsaydı, sürpriz olurdu' diyor. Yani resmen adama 'sen gitmek istediğini bas bas bağırdın, şimdi niye şaşıralım ki?' dedi. Hatta şöyle bir hafif omuz silkme de eklemiş olabilir içinden, biz görmesek de.
Sonra biraz Mourinho'ya saygı duruşu, biraz da 'ama nerede eski Mourinho?' tadında bir yorum geldi. 'Önemli bir teknik adam' falan dedi de hemen arkasından ekledi: 'Eskisi kadar iyi mi derseniz, o durumda olmadığını görüyorsunuz. O durumda olsa, zaten Türkiye'de olmazdı.' İşte bu kısım tam kahve muhabbeti. Adam resmen 'geldiği seviyeye bak, sonra Türkiye'de olmaması lazım' diyor. Ama hani oldu işte, geldi, gördü, yenildi diyelim. Hele o 'Biz geçen sene şampiyon olduk, Fenerbahçe'yi iki kez evinde yendik' vurgusu yok mu? Tam bir şampiyonluk kolpağı tadında. Yani diyor ki, 'sen öyle önemli bir teknik adamsın madem, niye bize yenildin iki kere?'
Toparlarken de Mourinho'nun 'her şeyi yöneten, planlayan önemli bir teknik adam' olduğuna vurgu yaptı ama yine alttan alta 'ben onu yendim' mesajını da çaktı: 'Ona karşı şampiyonluk kazanmak benim için önemli.' Hani 'Öyle bir efsaneyi devirdim, benim kariyerimde önemli bir yere sahip' der gibi. E ne diyelim, Mourinho geldi, geçti, Okan Hoca da arkasından el salladı. Bakalım Mourinho'nun sıradaki durağı neresi olur, belki bir sonraki kahve muhabbetimizde onu konuşuruz.