Alo Fenerliler, kulağınızı dört açın! Fenerbahçe Başkan adayı Sadettin Saran abimiz, Sports Digitale ekranında öyle bir döktürdü ki, sanırsın bir yandan Avrupa kupası finalini anlatıyor, bir yandan da geçmişten dersler çıkarıyor. Meğer Sadettin abi, zamanında Borussia Dortmund'un en büyük hissedarı olmuş! Riskliymiş hem de! Rummenigge bile 'Ne yaptın sen, kulüp küme düşüyor' diye dehşete düşmüş. Ama abi durur mu, 'Ufkum genişlesin, Fenerbahçe'ye yaramı dokunsun' diye bu işe girişmiş. Yani anlayacağınız, Dortmund'da stajını tamamlamış gelmiş. Şimdi hedef: liyakatlı bir ekip, iki 'kilit' transferle Fenerbahçe ruhunu şaha kaldırmak ve o meşhur Kadıköy Cehennemi'ni yeniden hizmete sokmakmış. Tabii bir de Samandıra'nın üstündeki 'ölü toprağı' mevzusu var, bakalım hangi küreklerle kalkacak o toprak...
Ama asıl bomba nerede biliyor musunuz? Aziz Yıldırım cephesinde! Sadettin abi diyor ki, 'Aziz Bey beni bu camiaya tanıtan isim.' Hatta araları da çok iyiymiş eskiden, takım kötü giderken şube sorumluluğu almış, hooop bir sene sonra şampiyonluk gelmiş! Sonra ne olduysa araları bozulmuş, işte o 'bizim de bilemediğimiz sırlar' kısmına giriyor. Ama şimdi Sadettin abi cesurca 'Aziz Bey'den randevu isteyeceğim' demiş. Vay be, resmen barış çubuğu uzatıyor! Hatta daha da ileri gitmiş, 'Ben başkan olayım, Aziz Bey beni arasın, önerilerde bulunsun, hatta 3 başkan el ele kupayı kaldıralım' diyor. E iyi de abi, o üç başkan kim olacak, bir de el ele kupa kaldırırken hangi kupa o, mesela lig mi, Ziraat mı, ya da 'Fair Play Kupası' mı, orası biraz muamma...
Sadettin abi'nin çözüm reçetesinde tanıdık tatlar da var. 'Sorunu bilmek çözümün yarısı' demiş, eyvallah abi, biz de yıllardır bu sorunu çözemedik, hadi bakalım belki sen çözersin. 'Ruhumuzu kaybettik, birlik olalım' klişesini de es geçmemiş tabii. Dış etkenler konusuna da güzel bir denge getirmiş; 'var ama her şeye de kılıf uydurmayalım' minvalinde, Benfica maçını örnek vermiş. 'Kısır döngü, bahaneler yok!' falan da demiş. Valla abi, bu kısır döngü, Fenerbahçe'nin totemlerinden biri oldu sanki, her sezon bir kısır döngü, bir 'dış etken'. Ama Saran'ın dediği gibi, Ankara'sından Diyarbakır'ına, her yerde çok güçlü Fenerbahçeliler varmış. Demek ki neymiş? Çözüm dışarıda değil, içimizdeymiş, Ankara'daki güçlü abilerdeymiş belki de!