Arkadaşlar, dün akşam ne maç izledik öyle ya! Milli Takım, 2026 Dünya Kupası elemelerine Gürcistan deplasmanında 3-2'lik galibiyetle başladı başlamasına ama bu galibiyet, adeta 'Pirus Zaferi' tanımına uygun bir sinir harbine dönüştü. Hani derler ya, savaşı kazandık ama kalan sağlar bizim mi diye bir sayalım bakalım. Maça öyle bir hücum presle başladık ki, Gürcüler daha ne olduğunu anlamadan üçüncü dakikada golü yedik. Sanki eskiden biz yapıyorduk o panik hatalarını, şimdi sıra onlara gelmiş. Montella'nın 'FC Milli Takım'ı falan derken, ilk yarım saat tıkır tıkır işliyorduk, 3-0 öne geçtik. O an dedim ki, 'Oh be, nihayet sakin bir maç izleyeceğiz!' Ama gelin görün ki, bizim milli ruhumuzda o sakinlik yokmuş. Maçı nasıl olduysa bir anda kendi kendimize zora soktuk, sanki reytingleri artırmak için özel bir senaryo yazmışlar gibiydi.
Üçüncü golü de bulup iyice rahatladık derken, önce bir gol yedik, sonra Barış Alper Yılmaz'ın kırmızı kartı... O an var ya, tüm ülkenin nabzı tavan yaptı, koltukta zıplamayan kalmadı! Gürcüler de 10 kişi kalınca bir gaza geldi, sanki maçı çevireceklerdi. Ama neyse ki kalede Uğurcan vardı da, o kritik kurtarışlarıyla bizi son dakikada gelen bir 'Eyvah!' anından kurtardı. Yoksa 3 puan yerine eve 'ah vah' diye dönecektik. Bu arada Kerem Aktürkoğlu'nu da es geçmeyelim. Malum transfer dedikoduları yüzünden az kalsın 'istenmeyen adam' ilan ediliyordu çocuk, bir anda iki gol atınca 'kahraman' oldu. Bizim millet de böyle işte, bir golüne bakar her şey! Hani o eski takım arkadaşlarıyla küs olduğu falan deniyordu ya, Yunus Akgün'ün gol sonrası Kerem'e ilk sarılmasıyla tüm dedikodular çöpe gitti, Montella'nın 'aile olalım' sözleri de tuttu desene.
Arda Güler, Hakan, İsmail, Yunus, Kenan, Eren, Abdülkerim, Merih... Herkes canla başla mücadele etti, etmesine de, Gürcülerin en pahalı topçusu Kvaratskhelia diye bir adam vardı, o da maçta 'ben de buradayım' dedi ama pek sesi çıkmadı nedense. Sanki Tiflis'e gezmeye gelmiş gibiydi, bizimkiler pek nefes aldırmadı kendisine. Şimdi önümüzde daha da zorlu bir İspanya maçı var. Gürcistan maçından anladığımız tek şey, bu takımın hem bizi sinir krizine sokma potansiyeli var, hem de maçları kazanma. 'Sorun tespit maçı' diyenler de haklı, bir sürü şey gördük sahada. Ama ne olursa olsun, bu zorlu deplasmandan 3 puanla dönmek, hele ki böyle kaotik bir maçtan sonra, gerçekten altın değerinde. İspanya maçından ne alırsak kârdır artık, en azından Barış Alper'in yokluğunda sakin bir galibiyetle bitirebilirsek süper olur. Yoksa yine koltukta zıplaya zıplaya maç izleriz, alışığız zaten!