Ya yine mi İsmail Kartal, demeyin sakın! Sanki bizim kulüpte başka hoca yokmuş gibi, ne zaman işler sarpa sarsa, hop, İsmail Hoca! Ee, madem geldi, eli boş gelir mi? Kendi ekibini de kurmuş. Tabii ki kimleri almış dersiniz? Hep o bildik yüzler, o tanıdık simalar... 'Fener'den başka takım tanımam' diyen tayfadan 3 emektar isim, Kartal'ın kanatları altına sığınmış. Ne diyelim, aile meclisi toplanmış gibi adeta!
Şimdi efendim, bu işlerde biliyorsunuz bir 'Fenerbahçe ruhu', bir 'Fenerbahçe DNA'sı' muhabbeti var. Her gelen hoca bunu getirmeye çalışır. İsmail Hoca da sağ olsun, bu geleneği bozmuyor. Ekibine öyle isimler katmış ki, sanki 'Fenerbahçe tarihinden kesitler' diye belgesel çekecekler. Muhtemelen biri eski defans oyuncusu, biri orta saha dinamosu, diğeri de 'şampiyonluk görmüş' bir abi falan filandır. Hani sırf soyunma odasına girip 'Biz neler gördük bu formayla!' desinler diye alınmış gibi.
Şimdi taraftarın beklentisi yüksek, haliyle. Bu isimler teknik direktör mü olacak, analiz mi yapacak, yoksa sadece gençlere 'Bakın bizde böyleydi' diye nasihat mi verecekler, orası biraz muamma. Amaç belli: takıma o eski, o 'bizim' havayı katmak. Sanki ligi eski anılarla, mazide kalmış başarı hikayeleriyle kazanacağız gibi bir durum var. Bakalım bu 'eski topçular' üçlüsü, sadece kulübün arşivini mi zenginleştirecek, yoksa sahada gerçekten bir fark yaratacak mı?