Ya arkadaş, biz bu maçta gol falan beklemişiz, Galatasaray ile Trabzonspor 0-0 berabere kalmış. Maç bitti, skor tabelası da boş kaldı, bizim yorumcular da mecburen futbolcuların ağzından laf almaya çalıştı. Ama ne laf! Özellikle Uğurcan Çakır kardeşimiz, eski yuvaya karşı ilk kez sahaya çıkmanın verdiği coşkuyla (!) öyle şeyler söyledi ki, insan 'hangi maçı izledik biz?' diye düşündü.
Uğurcan, "Maça iyi başlayamadık, ikinci yarı oyunu ele geçirdik, galibiyete yakın bizdik" falan filan demiş. Eh, 0-0 biten maçta kimin galibiyete yakın olduğunu anlamak için Nostradamus olmak lazım herhalde. Ama asıl bomba, "Galatasaray taraftarı beni hep güzel karşıladı, ben de çok çalışıp Galatasaray için oynadım" cümlesiydi. Ya Uğurcanım, güzel kardeşim, sen bu cümleyi 0-0 biten maçın ardından söyleyince, insan şüpheleniyor. Hani sanki 'Trabzon'a gol atmadım, çünkü onlara da ayıp olurdu' der gibi bir halin mi vardı acaba? Şampiyonluk yaşadığın, kaptanlık yaptığın yere karşı 'duygusal maçtı' deyip, sonra da 'tamamen Galatasaraylıyım' demenin inceliklerini bize de anlatsan keşke. Belki bir sonraki 0-0'lık maçta işimize yarar.
Bu arada maçın diğer post-match kahramanı Lucas Torreira, her zamanki gibi 'Çok zor maçtı, iyi çalıştık ama olmadı, daha iyisini yapacağız' minvalinde, beklendiği üzere mantıklı ve gerçekçi konuştu. Adam resmen 'Galatasaray'da dördüncü senem, hayatımı adadım, Uruguaylılar böyledir' diye manifesto yayınladı. Helal olsun kardeşim, formana hayatını adaman güzel de, arada bir de gol attırsanız, puan farkını açsanız daha da güzel olacak sanki? Gerçi 0-0 biten maçta gol beklentisi de anlamsız. Neyse, canınız sağ olsun.