Arkadaşlar, kahve sohbetimizde bu sefer size pek de 'şampiyonluk müjdesi' tadında bir haberim yok maalesef. Beşiktaş camiasını hüzne boğan bir gelişmeyle güne başladık. U17 takımının teknik sorumlusu, aynı zamanda kulübün eski topçularından Hikmet Çapanoğlu Hoca'mız, aniden, kalp kriziyle aramızdan ayrılmış. Vay be, insan bir anda neye uğradığını şaşırıyor, daha dün gibi o krampon sesleri kulağımızda çınlıyordu sanki...
Beşiktaş Kulübü de her zamanki o resmi dille, 'derin üzüntüyle öğrendik' formatında bir açıklama patlatmış. Eh, ne yapsınlar, böyle acı haberlerde laflar kifayetsiz kalır derler ya, aynen öyle. Adamcağız kulübün altyapısında geleceğin yıldızlarını yetiştiriyormuş, bir yandan da kendi zamanında sahada Beşiktaş formasıyla ter dökmüş. Resmen Beşiktaş'a adanmış bir ömür yani. Allah rahmet eylesin, ailesine, sevenlerine ve tüm camiaya sabır versin diyelim.
Ve bakın hele, burası da işin en 'futbolun cilveleri' kısmı: Malum ezeli rakiplerimiz Fenerbahçe ve Galatasaray da boş durmamış, hemen taziye mesajlarını yayımlamışlar! Hani sahada birbirlerini yiyip bitirenler, tribünlerde birbirine demediğini bırakmayanlar var ya, işte böyle anlarda görüyorsun ki aslında futbolun ruhunda, o rekabetin ötesinde bir de 'insanlık' varmış. Fenerbahçe hatta bir adım öteye gidip, yarınki U19 maçlarını bile ertelemiş. Helal olsun valla, arada bir de olsa şu 'ezeli rekabet' tozunu attırıp, gerçek değeri hatırlatan böyle acı ama birleştirici olaylar da oluyormuş demek ki. Demek ki neymiş, futbol sadece atılan gollerden ve alınan kupalardan ibaret değilmiş, yeri gelince birleşmeyi de bilmeliymiş.