Vay be! Benjamin Bouchouari diyeceğiz, kendisi Feyenoord'un orta sahasının dinamosu, bildiğimiz kadarıyla topu ezberleten, sahanın her yerinde basan bir arkadaş. Ama meğerse sadece antrenmanla, taktikle olmuyormuş bu işler. Adam çıkmış, "Maçlardan önce Kur'an dinlerim" demiş. Şimdi herkesin maç öncesi kulaklığında bir 'hype' müziği, bir gaz verici rap falan dönerken, Bouchouari kardeşimiz olaya bambaşka bir boyut getirmiş. Bravo valla, diğerleri daha soyunma odasında rakibe efelenirken, o ruhunu dinlendiriyormuş!
Şimdi anladık bu çocuğun sahadaki o sakin ama bir o kadar da etkili duruşunun sırrını. Demek ki mesele sadece bacaklara değil, kafa da dinç olacak. Ben de diyorum, bazen oyuncular sahada niye o kadar stresli, o kadar gergin oluyor? Meğerse ritüellerini doğru seçmiyorlarmış! Bouchouari resmen 'benim motivasyonum sizin trap müziğinizden çok daha farklı bir kulvarda' diyor. Şimdi rakip forvetler düşünsün, adama topu kaptırdıklarında sadece teknik değil, belki de ruhani bir engelle de karşılaşacaklar!
Neyse şaka bir yana, oyuncuların kendilerini iyi hissettikleri, sahaya konsantre olmalarını sağlayan her türlü rutin başımızın tacı. Kimisi sarı çorap giyer, kimisi sahaya sağ ayakla çıkar, kimisi de Bouchouari gibi ruhunu dinlendirir. Önemli olan o 90 dakikaya en iyi şekilde hazır olmak. Belki de bu sayede adam sahanın ortasında 'Allahuekber' nidalarıyla top çalmaya başlayacak, kim bilir! Şaka bir yana, helal olsun kendisine, farklı bir motivasyon kaynağı bulmuş, yolu açık olsun diyelim!