Bizim Gökhan İnler, hani şu topu çatala takan, sonra Leicester'la Premier Lig'i kazanan ama 'en zor dönemimdi' diyen abi var ya, şimdi Udinese'de sportif direktör olmuş, bildiğin patron! Valla helal olsun, topu bırakıp takım kurmaya geçmiş. Neyse, bizim Galatasaraylı Zaniolo da biliyorsunuz Udinese'de kiralık. Gökhan abi de çıkmış açıklamış, 'Zaniolo özel oyuncu eyvallah ama satın alma opsiyonu performansına bağlı, topu Udinese'nin, oyuncunun ve kulüplerin ayağına attık, top onlarda' demiş. Yani diyor ki, 'Önce bi' top oyna, gol at, terle, sonra bakarız keyfimize.' Ne diyelim, haklı abi. Bu işler böyle, aşkımız şarta bağlı! Herkes transfer yapabiliyor ama sonra oyuncuyu hazırlamak önemliymiş, yani çayını kahvesini söyleyip yanına mı oturtturacak, ne yapacak bilemedik. Futbolcu olarak görmüş geçirmiş biri olarak, bayağı bir 'öğrenim, eğitim, diploma' kasmış. Helal olsun yine de, bu yaşta okul sıralarına dönmek kolay iş değil. Artık sadece kendine bakmıyormuş, bütün takımı sırtlamış, anladık patron olmuşsun abi, tamam sakin ol.
Gökhan abi sadece Zaniolo'ya ayar vermemiş, eski kulübü Beşiktaş'a da nazikçe dokundurmuş. Demiş ki, 'Ben Beşiktaş'ta futbolcuyken içeriyi görüp sonra sportif direktör olarak yardıma hazırdım ama yeni yönetim nazikçe beni bir kenara koydu.' Yahu koskoca Gökhan İnler tecrübesi, gel kulübünü şahlandır deseler ya? Dememişler işte, sonra da başarı gelmiyor diye düşünmüş. Bak sen şu işe! Bir de Leicester City anısı var ki evlere şenlik: Premier Lig'i kazanmış ama 'kariyerimin en zor dönemiydi çünkü yedek kaldım' demiş. Abi biz burada Süper Lig'de kupa kaldıramıyoruz diye saç baş yoluyoruz, sen Premier Lig kazanıp 'zordu' diyorsun. Allah başka dert vermesin, ne diyelim. Kante ve Drinkwater'a denk gelmek de senin şanssızlığınmış be abim, ne yaparsın.
Neyse, Gökhan İnler abi madem kameraları bulmuş, fırsatı kaçırmamış, bizim milli oyunculara da övgüler düzmüş. Hakan Çalhanoğlu, Kenan Yıldız, Zeki Çelik, Semih Kılıçsoy... Hepsi özelmiş, çok iyi yerlere gelecekmiş. 'Türk futbolcular çok yetenekli ama İtalya'da yabancı kuralı sıkıntı' diye de eklemiş, sanki Türk oyuncu getirse kapıda kuyruk oluşacakmış gibi. Milli takımımız için de 'Montella karakterli, oyuncular da yüzde yüzünü verirse Dünya Kupası'na gideriz' demiş. Hadi inşallah abi, 24 yıl oldu vallahi, biz de gurur duyalım. Kısacası Gökhan abi, hem patronluk yapıyor hem de eski günleri yad ediyor, Boğaz'daki şampiyonluk kutlamaları dünyada yokmuş mesela, haklı. Ne diyelim, çaylarımız hazır, sohbetimiz de koyu olmuş. Futbol işte, bazen komedi, bazen trajedi!