Abi sen daha çayını yudumlamadan, sigaranı yakamadan veya maç bitimi tuvalete koşamadan, Rıdvan Hoca yapıştırmış kehanetleri! Fenerbahçe, Süper Lig'in 10. haftasında Gaziantep FK'yi deplasmanda 4-0 gibi net bir skorla silip süpürmüş. Gollerin ikisi Youssef En-Nesyri'den, diğer ikisi de Talisca'dan gelmiş. Vay be, ne ortaklık! Yani Fener'in golcüler fena coşmuş, Gaziantep kalesini resmen delik deşik etmişler. Sen demezsin, bu maç sonrası Rıdvan Hoca'nın mikrofonu eline alıp 'Şimdi durun bakalım' dediğini.
Rıdvan Hoca tabii ki bu performans karşısında sessiz kalmaz, hemen En-Nesyri denen arkadaşa özel bir parantez açmış. Demiş ki, 'Bundan bir şey olmaz diyenler falan, bu adam kutuya girdiği zaman herkesi kel bırakır, saç baş yoldurur!' E haklısın hocam, kutuya girip gol atmak, hele ki iki tane, gerçekten insanı çıldırtır. Hoca belli ki bu 'çok iyi golcü' lafını öyle herkese etmiyor; Harry Kane, Icardi (fit olursa tabii), Dzeko gibi isimlerle aynı cümlede geçince En-Nesyri'nin değeri bir kat daha artıyor anlaşılan. Demek ki bizim bu En-Nesyri, sadece gol atmakla kalmıyor, aynı zamanda rakip defansın ve yorumcuların psikolojisini de alt üst ediyor.
Ama asıl bombayı nerede patlatmış Rıdvan Hoca? Derbi kehanetinde! Demiş ki, 'Fenerbahçe, önümüzdeki hafta Beşiktaş maçını da kazanırsa var ya... İşte o zaman devre arasına kadar bambaşka bir ivme yakalar ve zor puan kaybeder!' Yani anlayacağın, eğer Fenerbahçe derbiyi alırsa, durdurulamaz bir güç haline gelecekmiş. E haklı da adam, derbi kazanmak her zaman takıma gaz verir, uçar giderler. Ama bunun için de kahin olmaya gerek var mıydı, orasını bilemedim şimdi. Sanki bir derbi kazanılınca takım güçlenmiyor da, Rıdvan Hoca söyleyince güçleniyor gibi. Neyse, biz kahvemizi içmeye devam edelim, Rıdvan Hoca tahminlerini yapmaya, biz de izlemeye.