Hop hop hop! Durun bakalım ey ahali, daha yeni yıl gelmeden ortalığı bir transfer bombası telaşı sarmış yine. Galatasaray cephesinden ocak ayında iki bomba transfer geleceği fısıltıları dolaşıyor ortalıkta. Hadi bakalım, hayırlara vesile olsun da, bu 'bomba' lafına da bir kurban gitmeyelim mi artık? Malum, bizim camiada her pencere açıldığında "bomba" patlatma garantisi verilir, sonra bakarsın patlayan sadece taraftarın hevesi olur, cebinden çıkan para da cebinde kalır, kulübün kasasında da sadece 'beklenen' yazar. Klasik yani...
Şimdi, medya efendiler isimleri saymaya başlamıştır bile. Kimler, kimler... Messi'nin kuzeni, Ronaldo'nun halasının oğlu falan derken, bir de bakmışız adı sanı duyulmamış bir kardeşimiz gelmiş. Ya da daha kötüsü, 'büyük bir isim' diye pazarlanan, ligde oynasa top toplayıcılık yapamayacak bir yıldız bozuntusu... Galatasaray yönetimi de haklı, şampiyonluk yarışı var, Avrupa'da yola devam etme hırsı var. Ama bu işler öyle iki bomba alıp çözülmüyor, önce o bombaları doğru yere atıp, bir de fitilini yakmayı bileceksin. Yoksa o bombalar, topuk pası veremeyen ağır toplara dönüşebilir, sonra ağlama duvarına döneriz hep beraber.
Velhasıl kelam, taraftarımız hemen hayallere dalmasın, mangalda kül bırakmasın. Ocak transferi bu, bazen buz gibi soğuk gelir, bazen de sıcak para harcanır da bir işe yaramaz. Biz diyelim ki 'iki bomba', onlar desin ki 'imzalar atılmadan inanmam'. Hadi bakalım, oturalım, kahvemizi yudumlayalım, bir yandan da o 'bombanın' gerçek mi, yoksa sadece bir havai fişek mi olduğunu bekleyelim. Benim tahminim, havai fişek bile olsa patlaması için çok bekleriz... Ya da o 'bomba' dedikleri şey, en fazla bir düdük sesi olur, o kadar.