Gel vatandaş gel! Türk futbolu yine gündeme bomba gibi düşen bir haberle çalkalanıyor. TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu abimiz çıktı, açıkladı: Meğer bizim hakemler sahada sadece maç yönetmiyor, aynı zamanda "benim kupon yattı mı, kalktı mı" diye de dertleniyorlarmış! Tam 371 aktif hakemin bahis hesabı varmış, bunların 152'si de eliyle aktif olarak basmış parayı maçlara. Yani neredeyse her üç hakemden biri, düdüğün yanı sıra bir de iddaa kuponuyla sahaya çıkıyor, düşünebiliyor musun? Şimdi anladık bazı kararların neden bu kadar "cesur" olduğunu! Kim bilir, belki de "Bu maç berabere biterse misli ikiye katlanır" diye düşünmüşlerdir.
Bu açıklamanın ardından tabii ortalık yıkıldı. Millet merak ediyor: Şimdi bu "bahisçi hakemlere" ne olacak, acaba PFDK'dan falan mı geçecekler? Bir de yıllardır süregelen o meşhur "Yabancı hakem gelsin mi gelmesin mi?" tartışması yeniden alevlendi. "Belki onlar bizim gibi kupon peşinde koşmaz" diye düşünenler oldu tabii. Ama TFF kanadından gelen açıklamayla tüm bu hayaller suya düştü.
TFF yönetimi, o bildik "kurtarıcı" tavrıyla olaya el attı ve "Yabancı hakem konusu gündeme gelmeyecek!" diye resti çekti. Hatta üstüne bir de eklediler: "Biz yine Türk hakemliğini hak ettiği noktaya getirip daha ahlaklı genç hakemlerle bu işi sürdürülebilir yapacağız." E, ne diyelim, anladık ki şimdikiler bayağı bir "ahlaksızdı", yanlış anlamışız! Bari yeni nesil hakemler, düdüğü sadece saha içinde çalsın, kuponu iddaa bayisinin dışında doldursun.
Yoksa yakında maçtan çok, hangi hakemin hangi maça bastığı ve kuponunun tutup tutmadığı mı konuşulacak diye korkmuyor değilim. Şimdiden "VAR'a gittiler ama aslında hakem maçı tahmin etmeye çalışıyordu" esprileri kulağıma gelmeye başladı bile. Türk futbolunda heyecan hiç bitmiyor, sadece formatı değişiyor!