Trendyol Süper Lig'in 10. haftasında Galatasaray, evinde Göztepe'yi 3-1'le uğurladı. Maçı kim kazandı derseniz, kağıt üzerinde Galatasaray. Ama sahada gözleri kamaştıran, adeta kendi ligini oynayan tek bir isim vardı: Victor Osimhen! Spor yazarları da sağ olsun, ‘bırakın Türkiye’yi, Avrupa’da bile bir numara bu adam’ diye yazmaktan klavyelerin tuşlarını eritmişler. Vallahi ben de izlerken 'bu lig ona dar gelir' diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Adam sanki başka bir gezegenden gelmiş de 'dünya futbolu nasılmış bir bakayım' der gibi takılıyor. İzlemesi büyük keyif, rakipler için kabus tabii.
Uğur Meleke hocamın dediği gibi: 'Osimhen ve diğerleri.' Ne yalan söyleyeyim, abartı mı? Bence değil. Nijeryalı yıldız öyle bir iştahla, öyle bir enerjiyle oynuyor ki, sanki gol atmazsa aç kalacak. Sahanın her yerinde, bir koşuyor, bir pres yapıyor, bir bakmışsın Lis kalede üç tane kurtarmış, Icardi gol atmış, Sara top dağıtmış, ama işin başlangıcı hep Osimhen'de bitiyor. Hatta Göztepe 10 kişi kalınca, Okan Buruk hocamız sağ olsun, 'hazır eksiklerken bir de Icardi'yi salayım üstlerine, bakalım ne yapacaklar' demiş. Osimhen de hiç nazlanmamış, Icardi girince bir anda oyun kurucuya dönmüş, sanki 'ben sadece golcü değilim, her şeyim' der gibi top dağıtmış.
Bülent Timurlenk abimiz de haklı, Osimhen için 'amatör ruhlu adam' demiş. Parayı pulu değil, sadece futbol aşkını düşünen, sahanın tozunu dumana katan bir makine. O kadar koşup mücadele edince, takım arkadaşları da 'ayıp olmasın' diye mecburen ona ayak uyduruyor tabii. Beşiktaş derbisinden beri gelen o ön alan baskı gollerinin beşincisi de bu maçta geldi. Göztepe'ye de helal olsun, 10 kişi kalmalarına rağmen arada bir 'biz de buradayız' dediler. Canları sağ olsun. Sonuçta Galatasaray, yorgun argın da olsa, Osimhen'in sırtında 'stratejik' bir 3 puanı cebine koydu. Okan Buruk'un ders kitaplarına eklemesi gereken yeni bir başarı hikayesi daha.