Arkadaşlar, şimdi Beşiktaşlı dostlar darılmasın ama futbol denen meret bazen öyle anlar yaşatır ki, insan 'Bu kadar da olmaz!' demekten kendini alamaz. Hele ki mevzu bahis 'Beşiktaş'ı bitiren 25 saniye' olunca, insan merak ediyor: O sürede sahada ne oldu? Çay molası mı verildi, yoksa takımca 'Mannequin Challenge' mı denediler? Yani 90 dakikalık bir maçın kaderini, insanın gözünü kırpma süresine sığdırmak, ancak Beşiktaş'ın başına gelebilecek trajikomik bir senaryo olsa gerek!
Düşünün, sahada canını dişine takmış 11 adam, bir hedef uğruna ter döküyor. Sonra tak diye 25 saniye içinde her şey altüst oluyor. Bu nasıl bir konsantrasyon kaybı, nasıl bir zincirleme hata ki, koskoca bir takımın tüm umutları bir anda suya düşüyor? Rakip takım o 25 saniyede ne yaptı? Işınlandı mı, yoksa Beşiktaşlı oyuncuların zihnine 'uyanma vakti!' diye telepati mi gönderdi? Resmen o kısa sürede, maçın tüm gidişatını özetleyen bir 'Mini Dizi' izlemişler gibi.
Şimdi bu 25 saniyenin muhasebesi, eminim ki tesislerde sabaha kadar sürmüştür. 'Hocam, o saniyelerde kim neredeydi, top kimden sekti, hakem niye bakmadı?' gibi sorular havada uçuşuyordur. Futbol bazen acımasız bir zaman makinesi gibi, en kritik anları alıp getirir ve gözünüzün önünde eriyip gitmesine neden olur. Umarız Kartallar bu 'Hızlı ve Öfkeli' bölümünü bir an önce unutur ve bir dahaki sefere kronometreye karşı daha dikkatli olurlar. Yoksa bir sonraki bölüm 'Zamanın Durduğu An' falan olur, biz de burada yorumlarken halimiz kalmaz!