Yahu arkadaşlar, bu futbol dedikleri gerçekten tuhaf bir oyun. Chelsea evinde, Stamford Bridge'de ağırlamış Sunderland'i. Hani kağıt üstünde 'cepte üç puan' denilecek maçlardan biri. Daha maçın başında, 4. dakikada, Manchester United'dan kapıp da geldiği genç Garnacho fileleri havalandırınca, "Tamamdır, rahat bir galibiyet gelir" diye düşünmüştür herkes, Chelsea taraftarı da dahil. Çocuk ilk golünü attı, forması da güzel yakışmış hani. Ama gel gör ki, o sevinç erken paylaşılan bir bayram şekerine döndü, tatlı başladı, acı bitti!
Fakat Sunderland demiş ki 'Dur bakalım o işler öyle kolay değil, Stamford Bridge'in havası bize yaramış.' Maçın 22. dakikasında Wilson Isidor sahneye çıkıp skoru 1-1 yapınca, o 'cepte üç puan' hesabı yavaş yavaş karavana gitmeye başladı. İlk yarı böyle bitti, ikinci yarı da epey bir süre 1-1 devam etti. Tam böyle 'Berabere mi bitecek şimdi bu maç?' derken, 90+3'te, yani hakemin düdüğü çalmaya ramak kalmışken, Sunderland hızlı bir atakla o meşhur 'son dakika golünü' çaktı! Chelsea savunması neye uğradığını şaşırdı herhalde, 'Bu gol şimdi nereden çıktı?' diye birbirlerine bakakalmışlardır.
Maç bitti, skor tabelası Sunderland 2, Chelsea 1 gösteriyordu. Ne oldu şimdi? Chelsea iki maç sonra yenildi, puanı 14'te kaldı, moral sıfır. Ama asıl hikaye Sunderland'de! Adamlar Premier Lig'e yeni yükseldi ama öyle bir başlangıç yaptılar ki, şu an maç fazlasıyla ikinci sıradalar, 17 puanla! Resmen 'Ben geldim' diye masaya yumruğunu vurmuşlar. Burnley'ye, Manchester United'a deplasmanda yenilmişler sadece. Crystal Palace ve Aston Villa'ya çelme takmışlar. Daha ne yapsın bu çocuklar? Stamford Bridge'de Chelsea'yi devirmek, hele de son dakikada... İşte bu, Premier Lig'in neden dünyanın en iyi ligi olduğunu gösteren cinsten bir sonuç! Chelsea'nin milyon dolarlık transferleri mi, yoksa Sunderland'in azmi mi? Bu sefer azim kazandı arkadaş!