Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, Divan Genel Kurulu'nda sahneye çıkıp adeta bir stand-up şovu sergilemiş. Diyor ki başkan, "Ekonomik olarak öyle başarılıyız ki, 3-4 ay içinde borç diye bir derdimiz kalmayacak." Vay be, bu ne hız! E madem her şey güllük gülistanlık, neden hemen peşine "takımımıza ve oyuncularımıza hep beraber sahip çıkalım" diye destek çağrısı yapıyorsun reis? Anlaşılan o ki, borçlar bitse bile taraftarın cüzdanının kapağı açık kalsın isteniyor. Ne de olsa, 7-8 kat yüksek bütçeli takımlarla mücadele ediyorlarmış, bizimkiler de bu işi iyi niyetle ve düzgün şekilde yapıyormuş. Vay be, iyi niyetle mi top oynuyoruz? Ben de futbol sanırdım!
Başkanımız, sezon başında "aslında tüm maçları kazanmış bir başkan olarak da olabilirdim" diyerek bizlere bir 'keşke' tablosu çizdi. Ama gelin görün ki, bu 'keşke'lerin sebebi "şanssızlık" ve o efsanevi "kasıtlarından kaynaklı hakem hatalarıymış." Yani neymiş, Trabzonspor 5 puan gerideyse bu ne şanssızlıktan ne de bizimkilerin beceriksizliğinden, tamamen o fena hakem abilerin (!) kasıtlı düdüklerindenmiş. Genç bir kadro, başında da iyi bir Trabzonsporlu Fatih Tekke var diye de eklemiş. E genç kadroya helal olsun da, o "kasıtlı" düdükler nereye kadar? Bu arada, Başkan Doğan "borcumuz 2 milyar 850 milyon lira" derken, Denetleme Kurulu sahneden çıkıp "dur bir dakika, 31 Ağustos 2025 itibarıyla toplam borç 4 milyar 255 milyon" diye bir not düşmüş. Şimdi hangisine inanalım biz? Kafalar da karıştı bak!
Tabii ki işin içinde "para parayı çeker" ama "Trabzonspor her zaman paraya karşı emeğin savaşını vermiştir" felsefesi de var. Başkan, rakiplerin borçları 30 milyar lirayı bulurken, kendilerinin bu borcu 2.85 milyarda tutmasını büyük başarı sayıyor. Haklılar, bir zamanlar şampiyon olduğumuzda bile bütçelerimiz diğerlerinin altındaydı. Ama bu "para bizde yok ama yüreğimiz var" hikayesi ne zamana kadar sürecek, orası muamma. Sağ olsun, Sayın Cumhurbaşkanımız ve yerel siyasiler sayesinde dört tane çok önemli arazi kapmışlar, beşincisi yoldaymış. İyi, bari futbol olmuyorsa emlak işine girer, oradan yürürüz. Ah bir de stadyumumuzdan yıllık 5 milyon Euro zarar etmesek... Rakiplerimiz stattan 100 milyon Euro basarken biz hala stadın bize getirisini değil, götürüsünü konuşuyoruz. Bu işte bir terslik yok mu sizce de?
Eee hal böyle olunca, başka alternatifi de yokmuş, "futbolcu yetiştirip satmak zorundayız" deniyor. Ne de olsa rakiplerin sponsorlukları, forma ve kombine gelirleri bizim 10-30 katımızmış. Şimdi anladık, kulübün geleceği borçları bitirmekte, iyi niyetli gençlerle oynamakta ve bol bol arazi kapıp "satmayacağız ama gelir elde edeceğiz" demekte saklı. Sonuç olarak başkanın mesajı net: "Hep beraber olmaktan başka çare yok." Yani kısacası, Trabzonsporluluk ruhuyla kenetlenin, cebinizi de tam kapatmayın, bir yerden yine para lazım olur demek istiyor bence. Hadi hayırlısı!