Geçtiğimiz günlerde Trabzonspor'un Divan Genel Kurulu toplanmış, sanırsın bir kahve sohbeti değil de, bir batık bankanın yönetim kurulu toplantısı yapılmış. Çünkü açıklanan borç rakamı öyle böyle değil, tek tek saymaya kalksanız ömrünüz yetmez! Tam 4 milyar 255 milyon 973 bin 334 Türk Lirası! Yahu bu nedir? Kulüp mü, holding mi batmış belli değil. Sanki tüm Karadeniz'in hamsi stoğunu borçla almışlar da ödeyemiyorlar. İnsan düşünmeden edemiyor, bu parayı görseler herhalde banka müdürü bile 'Hoppala! Bu borç bize de yeter be kardeşim!' der.
Ama asıl bomba ve olayın en komik, en absürt detayı ne biliyor musunuz? Bu dağ gibi borcun içinde, henüz Galatasaray'a transfer olmayan (!) milli kalecimiz Uğurcan Çakır'ın *muhtemel* bir satışından gelecek paranın *dahil olmadığı* özellikle belirtilmiş. Yani anlayacağınız, "Ey ahali, borç o kadar büyük ki, Uğurcan'ı altın tepside Galatasaray'a versek bile borcun yanına bile yaklaşamaz" mesajı verilmiş. Resmen, "Uğurcan'ı satsak anca borcun bir sıfırını sileriz herhalde, o da en fazla" der gibi bir durum. Milli kalecimizin piyasa değeri bile bu borç denizinde bir damla su misali kalmış. Güler misin, ağlar mısın!