Yine bir Şampiyonlar Ligi akşamı, yine Real Madrid coşkusu! Jude Bellingham, biliyorsunuz, o da fena çocuk değil, aldı attı golü, Real Madrid Juventus'u devirdi. Hatta neymiş, Arda Güler maçın adamı seçilmiş, istatistiklerde zirveye çıkmış. İyi hoş da, bu 'maçın adamı' falan filan lafları Arda'nın asıl şovu yanında fos çıktı, söyleyeyim. Meğer bizim milli gururumuz Arda, saha kenarında öyle bir olaya imza atmış ki, Jude'un golü bile teferruat kalmış.
Efendim, bizim Arda oyundan çıkmış, arkadaşlarıyla, hocalarla tokalaşmış falan... E, standart şeyler. Ama gel gör ki, kameraların görmediği, daha doğrusu 'asıl' görülesi an, yedek kulübesinin oralarda, iki tane İspanyol polisiyle yaşanmış! Bizimki gitmiş, o devletin resmi kolluk kuvveti abilerle bile tek tek el sıkışmış! İspanyol basını da ne yapsın, 'Aman Allah'ım, Arda polisle tokalaştı!' diye manşetleri patlatmış. Sanki Arda, polislerin evine gizlice girip onlara kahve yapmış gibi bir hava. E ne yapsın çocuk, herhalde 'Ulan maç bitti, şu abiler de buralarda sıkıntıdan patlamıştır, bir el uzatalım' diye düşündü. Ya da belki de 'Beyler, ben maçın yıldızı Arda Güler, sizin de haberiniz olsun' demek istedi, bilemiyorum.
Yani anlayacağınız, İspanyollar da 'Arda Güler, saha içinde başka, saha dışında başka bir çocuk' diye fısıldamaya başlamış. E doğru, hangi futbolcu çıkar da maç sonu yedek kulübesinin en ucunda oturan güvenlik güçleriyle tek tek el sıkışır ki? Herhalde adamlar da şaşırdı, 'Bu da kim yahu, biz mi tutukluyoruz, o mu bizi ağırlıyor?' diye düşünmüşlerdir. Ama Arda işte, gönüllere taht kurmayı, hatta polisin bile gönlünü fethetmeyi başardı. Helal olsun, ne diyelim! Bir sonraki maçta belki de hakeme çiğköfte ikram eder, kim bilir!