Bizim Fener, Avrupa Ligi'nde Stuttgart'ı 1-0 mağlup etmiş efendim. Ama bu öyle sıradan bir galibiyet değil, Almanların kafa tası çatlamış resmen! Haberlere bakılırsa, bizim statta öyle bir gürültü varmış ki 'havayı bile titreten' cinsten. Sanki adamlar hayatlarında ilk kez tribün görmüşler. Ne bekliyordunuz, kütüphanede maç mı yapacaktık? Herhalde kendi liglerinde topun vuruş sesini bile duyuyorlar, bizim buradaki desibel şölenine bünyeleri alışkın değil garibanların.
Bu 1-0'lık 'gürültülü' zaferin hikayesine gelirsek, Stuttgart'ın yıldız (!) adayı Angelo Stiller'in başrolde olduğu bir penaltı olayı var. Alman medyası 'safça çekti' diyor, sanki Stiller sahada çiçek topluyormuş gibi. Kardeşim, topu değil formayı çekersen, VAR da 'Ooo, beyefendi ne yapıyorsunuz?' der, penaltıyı çalarlar tabii. Hakem Jakob Kehlet de bizim o 'cehennemi' atmosferde üç kere penaltı kararı verip ikisini iptal etmiş. Herhalde gürültüden kendi düdük sesini bile duyamamıştır, 'Ben ne çalıyorum ya?' diye şaşırmıştır adamcağız.
Stuttgart cephesine bakarsak, ah zavallı Almanlar! Kicker 'fırsatları değerlendirememişler', Sportschau 'hücum gücü eksik' diye dövünmüş. 'Penetrasyon eksikliği' falan... Anlayacağınız, topu ağlarla buluşturma konusunda biraz 'utangaç' kalmışlar. Maç boyunca yuhalanmaktan biner binmez uçaklarına atlayıp gitmek istemişlerdir herhalde. Maç sonunda da bizim sıcakkanlı (!) futbolcularla ufak çaplı bir 'yakınlaşma' yaşamışlar. Deniz Undav ile İsmail Yüksek'in küçük bir 'sohbeti' olmuş. Ne bekliyordunuz, Alman usulü 'iyi oyun tebrikler' mi diyecektik? Burası İstanbul, burada futbol yaşanır!