Şu bizim Berke Özer var ya, hani Lille'deki kalecimiz... Vallahi bu çocuk kaleci mi, penaltı savar makinesi mi, ben çözemedim gitti. Geçen Roma maçında "aman Allah'ım" dedirttiydi, hani üst üste, bir de tekrarlanan penaltıları falan derken tam üç tane kurtarmıştı. Orada zaten bütün haber siteleri "Berke şov yaptı" diye yırtındıydı. Dedik ki, "Neyse, bir kere oldu, nazarlığı olsun." Ama yok, bu çocuk falan dinlemiyor, anlaşılan kaleye geçince bir "penaltı kurtarma modu" açılıyor otomatikman.
Şimdi gel gelelim Avrupa Ligi'ndeki PAOK maçına. Ne olacak sanki? Gene sahneye çıktı Berke kardeşimiz, sanki "ben buradayım, penaltı atmayı deneyin de kurtarayım" der gibi durdu kale direklerinin dibinde. Maç dediğin 4-3 PAOK lehine bitmiş, yani tam bir gol düellosu. Ama 71. dakikada PAOK'tan Zivkovic adında bir vatandaş topu beyaz noktaya dikince, "Acaba?" dedik. Demez olaydık! Bizim Berke gene atladı, gene çıkardı. Yahu çocuk penaltı kurtarmayı hobi edinmiş resmen!
Böylece son iki Avrupa maçında tam dört penaltı kurtarmış oldu bizim Berke. Düşünsene, dört tane! Bu nasıl bir istatistik? Yemin ediyorum, yakında rakip takımlar "Aman Berke'ye penaltı attırmayın, topu taca atın daha iyi" diye taktik değiştirecekler. Ama işte, bu kadar kurtarışa rağmen takımın yenilgisine engel olamayınca, insan düşünüyor: "Yahu Berke, ne yapıyorsun Allah aşkına? Kurtarıyorsun kurtarmasına da, galibiyet hanesine katkısı nerede?" Artık penaltı atılsa da "hadi canım, Berke kurtarır zaten" diye geçiştirmeye başladık. Haber değeri sıfırlandı, resmen sıkıldık bu rutinden!