Arkadaşlar, kahveler hazır mı? Çünkü bu hafta sonu bizi bekleyen bir El Clasico var! Real Madrid, Pazar günü ezeli rakibi Barcelona'yı ağırlayacak. Heyecan dorukta, beklentiler tavan... Ama gelin görün ki, maç öncesi ortalığı karıştıran, hatta insanı 'Yok artık!' dedirten bomba gibi bir iddia düştü gündeme. Sanki Xabi Alonso'nun kafasında başka planlar varmış gibi duruyor.
Dedikodulara göre Xabi Hoca, bu sezon oynadığı her maçta gözümüzün pasını silen, parmak ısırtan performansıyla kendine hayran bırakan Arda Güler'i Barcelona maçına yedek başlatmayı düşünüyormuş! Şaka mı bu? Hani şu 'yüzde 100 ilk 11'de' diye bağıran İspanyol medyası şimdi de 'yüzde 100 yedek kulübesi' mi diyecek? Sebebi neymiş peki? Efendim, Jude Bellingham'ın o koca bonservisinin getirdiği 'oynama zorunluluğu' ve Real Madrid'in o kadim 'hiyerarşi ve ego yönetimi' kuralları. Yani anlayacağınız, futbol bazen sadece sahadaki yetenekle değil, kulislerdeki 'kim kime torpil geçti' muhabbetleriyle de şekilleniyormuş.
İspanyol basını sağ olsun, durumu iyice dramatize etmiş. 'Jude Bellingham yüzde 100 ilk 11'de yer alacak' diye manşet atmışlar, sanki Xabi Alonso'nun elini kolunu bağlamışlar. Hocanın önünde iki seçenek varmış: Ya Arda'yı kanata kaydırıp 'idare eder' bir pozisyonda oynatacak (ki bu da onun için ideal değil) ya da o dev performansa rağmen yedek kulübesine yollayacak. Yani bizim Arda, sahada yırtınsa da, topa her dokunduğunda sanki elektrik akımı veriyormuş gibi parlasa da, dev maçta kenarda oturup 'Bellingham'ın egosu mu, benim yeteneğim mi?' diye düşünmek zorunda kalacak. Vay be, futbol dedikleri ne garip bir oyunmuş! Neyse, biz yine de Arda'mızdan umudumuzu kesmeyelim. Belki oyuna sonradan girer, 'ben buradayım' der, o egoları bir güzel dize getirir.