Abi ne Şampiyonlar Ligi gecesiydi be! Gol yağmuru falan dediler, bildiğin kasırga gelmiş sahaya, kaleler delik deşik oldu resmen. Toplamda 7 maçta 36 gol ne demek ya, maç başı 5 gol ortalaması! Bazıları maçı seyretti, bazıları gol kaçırmamaya çalıştı herhalde. Özellikle PSG, Arsenal ve bizim Hakan'ın Inter'i, rakiplerini resmen tokat manyağı yaptı. Gecenin özeti: 'Ne oynadılar, ne yediler anlamadım' diyenler çoğunluktaydı.
Arsenal cephesinde, Gyökeres diye bir eleman var, hani daha önce 9 maçta zorla 1 gol atmış ya, ne olduysa bu maçta kendine gelmiş, çifte kavrulmuş golle 4-0'lık Atletico Madrid zaferine imza attı. Valla, Galatasaray'ın rakibi Atletico'yu böyle görünce, 'Eyvah, 21 Ocak'ta bunlar bize fena patlar' dedim içimden, dikkatli olmak lazım. Hakan Çalhanoğlu da bildiğin milli gururumuz, Inter formasıyla penaltıdan golünü yapıştırdı, takımının 4-0'lık USG galibiyetinde 'ben de varım' dedi. Penaltı da olsa goldür, boş geçmez bizim Hakan!
Ama gecenin en absürt maçı tartışmasız PSG'nin Leverkusen'i deplasmanda 7-2 yendiği karşılaşmaydı. Düşünsene, iki takım da kırmızı kart görmüş, 9'ar kişi kalmışlar ama PSG'nin golleri durmak bilmiyor. Sanki antrenman maçı oynadılar, yazık Leverkusen'e. Öte yandan Jose Mourinho'nun Benfica'sı var, adeta 'Benfeca' olmuş, Newcastle'a 3-0 yenilip sıfır çekti resmen. Mourinho son 7 maçın 6'sını kaybetmiş, abi bu adamı tanıyamaz olduk, 'özel' olmak yerine 'normal' olmaya mı karar verdi acaba? Geçen sene şampiyon olan Napoli de deplasmanda PSV'ye 6-2 yenilmiş, ne iş? Yoksa 'şampiyonluk tatlı gelir, sonra rehavet çöker' durumuna mı düştüler?
Diğer maçlarda Dortmund Kopenhag'ı 4-2, Manchester City de Villarreal'i 2-0 geçti, buralar biraz daha 'normal' akıyordu diyelim. Ama Newcastle kalecisi Nick Pope'un eliyle asist yapması, 'kaleciler de top oynar' dedirtti, helal olsun adama! Yani özetle, bazı takımlar sahada coştu, bazıları can çekti, bazıları da 'bi an önce bitsin bu çile' dedi. Güzel ve bol gollü bir Şampiyonlar Ligi gecesiydi, bol bol dedikodu malzememiz çıktı yine.