Abi Beşiktaş'ta sorma gitsin, kale adeta otobüs durağına döndü Gençlerbirliği maçında! Mert Günok desen, artık topla mı küs, takımla mı, yoksa taraftarla mı anlaşamadı, çözemedik. Kaptanlığı falan da uçup gitmiş, yetmezmiş gibi taraftar da sağ olsun, yediği gollerden sonra 'gole, gole' diye ıslıklamış milli kalecimizi. Mert de dayanamamış belli ki bu duruma, 'Ben bu filmi görmüştüm, izlemem' dercesine, 'Yeter, ben gidiyorum!' diye bavulunu toplamaya başlamış. Yani resmen 'Ben bu topu tutamam, bu yükü kaldıramam' demiş!
Hatta kulislerde konuşulanlara göre (ki gazeteler yazıyorsa doğru demektir, değil mi?) Mert, devre arasında 'bay bay' demeyi kafasına koymuş. E haklı da, hem kaptanlığı alınıyor, hem ıslıklanıyor, hem de topu tuttuğundan çok, golleri içeri aldığından bahsediliyor. Ne yapsın adam? Ama durun bakalım, bu işte bir 'Sergen dokunuşu' var gibi. Hani derler ya, 'Hoca iş başında!' İdmanlarda ağzını bıçak açmıyormuş bizim Mert'in, konsantrasyon falan kalmamış diyorlar. Sergen Hoca da bakmış durum vahim, 'Dur bakalım aslanım, öyle hemen kaçmak yok!' diyerek Mert'le iki gün sürecek 'özel terapi seansları' düzenlemeye karar vermiş. Acaba hoca Mert'e 'Golleri nasıl yemeyeceksin?' dersi mi verecek, yoksa 'Sakın ha, benden kaçamazsın, bu golleri bir sen yemedin!' diyerek moral mi verecek, merak konusu.
Şimdi Sergen Hoca bu görüşmelerden beklediği 'geri dönüşü' alamazsa (ki bu geri dönüş muhtemelen kaleye geri dönüşten ziyade 'formuna geri dönüş' anlamında), kaleyi hoop Ersin Destanoğlu'na emanet edecekmiş. Yani anlayacağın, Mert ya kendine gelecek, ya da yedek kulübesinde tribünleri izleyecek. Ha bu arada, Mert Günok'un Beşiktaş'la 2027'ye kadar, üstüne de +1 yıl opsiyonlu sözleşmesi varmış. Yani öyle 'ayrılık' demekle olmuyor bu işler canım. Ya oynayacaksın, ya da o sözleşmeyi cüzdanında hissedeceksin! Bakalım bu aşk acısı nasıl bitecek...