Aman efendim, Gürcistan cephesinden Türkiye maçı öncesi bir 'biz de buradayız' mesajı gelmiş. Teknik direktör Willy Sagnol amcamız, 'zorlu maç ama hazırız, Kvara'ya güveniyoruz, o iyi performans gösterecektir' minvalinde bir açıklama patlatmış. Sanki tüm takımın formülünü tek bir adama yüklemişler gibi. Geçen Avrupa Şampiyonası'nda Türkiye'den bir tokat yediklerini de hatırlatıp, 'ama bu sefer farklı olacak' diye eklemiş. E, tabii canım, her maç farklıdır derler, top yuvarlaktır falan... Bu klişelerle yola çıkarsak, herhalde tüm maçları kazanırız.
Amma velakin, Sagnol'un asıl bombası, 'Türk Milli Takımı'ndan kimi alırdın?' sorusuna verdiği cevapla geldi: Hamit Altıntop! Hem de şimdiki Hamit değil, eski dostu Hamit. Yahu hoca, sen ne ara menajerlikten emekli olup teknik direktör oldun? Futbolculuktan emekli, Federasyon yöneticisi Hamit'i mi kadrona alacaktın, yoksa nostalji rüzgarları mı estiriyordun, anlayamadık. Bir de Kiteishvili sakatmış, o olmayınca farklı oynuyorlarmış. E, Kvara da olmasa ne yapacaksınız, onu da açıklasanıza bari? Takımın savunmacısı Guram Kashia ise 'grubumuz çok zor, İspanya var ama en önemli maçımız Türkiye!' diye gaza basmış. Sanki her maçtan önce duymadığımız bir cümleymiş gibi... Tabii canım, her takım 'en önemli maçımız' derken, Türkiye'ye karşı ekstra motive olmanın haklı gururunu yaşar.
55 bin kişilik stadı doldurma hayalleri de var. Kashia, taraftarlardan 'ekstra bir şey söylemiyorum, her zamanki gibi olsunlar yeter' rica etmiş. Sanki tribünlere 'lütfen normal tezahürat yapın, abartmayın' diye talimat veriyormuş gibi. Bakalım bu 'Kvara'ya güven, Hamit'e selam' taktiği, bizim gençlere karşı ne kadar işe yarayacak? İzleyip göreceğiz. Ama Sagnol'un Hamit sevdası, şimdiden maçın önüne geçti, ne yalan söyleyeyim.