Yine bir hafta sonu, yine Avrupa liglerinde ortalık ana baba günüydü canım arkadaşım. Hani şu 5 büyük lig var ya, Bundesliga'sı, Ligue 1'i, Premier Lig'i, LaLiga'sı, Serie A'sı... İşte bunlarda maçlar oynandı, ama gelin görün ki, İtalya ve Fransa'da liderlik koltuğu resmen 'İskemle Kapmaca' oynar gibi el değiştirdi. Biri kalktı, diğeri oturdu. Resmen bir liderlik koltuğu sendromu yaşanıyor o topraklarda. Real Madrid, Arsenal, Milan, Bayern ve Marsilya da kendi liglerinin zirvesinde, "bizde tıkırında işler" havası veriyordu.
İspanya'da Real Madrid, Getafe deplasmanına gitti, gidenlerin de Allah yardımcısı olsun. Tam 80. dakikaya kadar bekleyip, Fransız yıldızları Kylian Mbappe'nin golüyle anca 1-0 kazanıyorlar. Var mı böyle bir şey? Ama hakkını yemeyelim, bizim Arda Güler de Mbappecik'le öyle bir uyum yakalamış ki, golün pasını verdi mi, işte o zaman olaylar gelişiyor. Getafe'li kardeşlerimiz de herhalde can sıkıntısından, biri 77'de, diğeri 84'te kırmızı kartı görmüş, "bari biraz aksiyon katalım" demişler. Milli ara öncesi Sevilla'dan 4-1'lik tokadı yiyen Barcelona da, Pedri ve Araujo'nun golleriyle Girona'yı 2-1 yenip, "Hah, işte geri döndük!" havasına girmiş. Atletico da Osasuna'yı 1-0 yenmiş, Real Madrid de tabii ki 9 hafta sonunda 24 puanla zirveyi kimseye kaptırmamış, "ben buradayım" diyor. Bu arada İngiltere'ye geçelim... Manchester United, tam 9 yıl sonra, evet yanlış duymadın, DOKUZ YIL SONRA Anfield Road'da Liverpool'u 2-1 yenmeyi başarmış! Resmen "neredeyse 10 yıllık bir hasret sona erdi" diye bayram yaptılar herhalde. Son şampiyon Liverpool ise "bu ne şanssızlık" modunda, Bryan Mbeumo ve Harry Maguire'dan gol yiyip üst üste üçüncü mağlubiyetini almış. Cody Gakpo'nun tek golü de avuntu olmuş. Bu arada Londra derbisinde Arsenal, Fulham'ı Belçikalı Leandro Trossard'ın golüyle geçmiş. Chelsea de Nottingham Forest'ı 3-0 yenip, Avustralyalı teknik direktör Ange Postecoglou'nun 39 gün sonra kovulmasına vesile olmuş. Adam göreve gelmiş, 8 maçta sıfır galibiyet, herhalde adı yeni gelmişti transfer listesine, "hoş geldin, güle güle" tadında bir veda yaşadı. Manchester City'de Haaland yine bildiğimiz Haaland, Everton'ı 2-0'la geçmiş. Arsenal da 19 puanla Liverpool'un 4 puan önünde liderliğini sürdürüyor, "bu sene o sene mi" diye fısıltılar başlıyor...
Gelelim İtalya'ya... Roma ve Napoli, puan kaybedince, Portekizli yıldızı Rafael Leao'nun golleriyle Fiorentina'yı 2-1 yenen Milan, resmen "boş koltuk vardı, oturdum" diyerek liderlik koltuğuna kurulmuş. Bizim milli gururumuz Hakan Çalhanoğlu, Inter formasıyla 62 dakika sahada kalmış, takımı da Roma deplasmanından Ange Bonny'nin golüyle galip dönmüş. Kenan Yıldız'ın takımı Juventus ise Como'ya deplasmanda 2-0 yenilip, "galibiyet hasreti" dizilerine bir yenisini eklemiş, tam 4 haftadır yok! Napoli desen, Torino deplasmanından 1-0'lık hüsranla dönmüş. İlk 7 hafta sonunda 16 puan yapan Milan zirvenin yeni sahibi olmuş, diğerleri de 15'er puanla "beklemede kalınız" modunda takibi sürdürüyor. Almanya'da ise Bayern Münih, sahasında Borussia Dortmund'u Harry Kane ve Michael Olise'nin golleriyle 2-1 yenmiş. Adamlar resmen "seri katil" gibi, galibiyet serisini devam ettiriyor. Bizim Salih Özcan da Dortmund'da yedekte oturmuş, "keşke ben de oynasaydım" falan demiştir. Leipzig ile Stuttgart da peşlerinden gelmeye çalışıyor, ama Bayern'in gidişatı "şimdiden şampiyon" diye fısıldatıyor.
Ve Fransa... Ah Fransa! PSG, Lille'den sonra bir de Strasbourg'la berabere kalınca, liderliği Marsilya'ya "buyurun sizin olsun" dercesine kaptırmış. Maç 3-3 bitmiş, o kadar gol atılmış ama liderlik koltuğu da tıpış tıpış gitmiş. Bradley Barcola, Gonçalo Ramos ve Senny Mayulu gol atmış ama ne fayda? Marsilya ise tam bir şov yapmış, Mason Greenwood'un 4 gol attığı maçta La Havre'yi 6-2 gibi ezici bir skorla yenip, "koltuk boşsa bize layıktır" demiş. Kalesini bizim Berke Özer'in koruduğu Lille de Nantes'ı deplasmanda 2-0 yenmiş. Yani özetle, Marsilya 18 puanla liderlik koltuğuna kurulmuş, 17 puanlı PSG ile Strasbourg ve Lens de "senin liderliğin de nereye kadar" modunda arkadan geliyor.