Arkadaşlar, geçen hafta Serie A'da ne maç vardı öyle, sanki sabah kahvesi yudumlar gibi izledik! Roma Olimpiyatları'nda güya 'dev' bir mücadele, ama Inter o kadar rahattı ki, resmen gelmiş, görmüş, golü atmış ve 'Eee, şimdi ne yapsak?' havasına girmiş. Daha maçın başında, 6. dakikada Bonny kardeşimiz öyle bir tek attı ki, sanırsın maçın gidişatını belirlemek için fazladan 84 dakikaya gerek yoktu. Roma defansı daha uykudan uyanamamış gibiydi, Bonny de 'Hadi bakayım, ben işimi bitirdim, siz takılın' dercesine işini halletti.
Bizim Hakan Çalhanoğlu da ilk 11'de başlamış, golü atar atmaz herhalde "Benim işim bitti gençler, benden bu kadar!" diye düşünmüş olacak ki, 61. dakikada "Görev tamam" deyip yerini Frattesi'ye bıraktı. Hadi Hakan dinlendi diyelim, peki Roma ne yaptı koskoca 84 dakika? Kendi evinde, seyircisinin önünde bir tane bile mi gol atamazsın be arkadaş? Sanki Inter maçı 1-0'dan sonra 'Paslaşma antrenmanı' moduna almış, Roma da gönüllü partner olmuş gibiydi.
Sonuç mu? Inter üç puanı cebe koydu, puanını 15'e yükseltip yoluna devam etti. Roma ise maalesef yine 15 puanda kaldı, resmen "kaldığı yerden devam" moduna geçti. Yani bir takım aldı başını gitti, diğeri hala 'Acaba ne yapsak?' diye kara kara düşünüyor. Anlaşılan, bu "dev" maçta tek dev olan, Inter'in sahaya sığmayan rahatlığıymış!